YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/6360
KARAR NO : 2009/6996
KARAR TARİHİ : 02.11.2009
…
-Y A R G I T A Y İ L A M I –
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
DAVALILAR : 1-… 2-…
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı … aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunmadığını ileri sürerek borçlunun dava konusu taşınmazlarını diğer davalı …’a satışına ilişkin tasarrufun iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar, vekilleri aracılığıyla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalılar arasında yapılan satışta bedeller arasında fahiş fark bulunmadığı ve satışın ticari işletmenin devri niteliğinde olmayıp borçlunun şahsına ait taşınmazların diğer davalıya satışı niteliğini taşıdığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK’nın 277 vd. maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
İcra ve İflas Kanununun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun aciz ya da iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da “iyiniyet kurallarına aykırılık” nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır.
../…
-2-
2009/6360
2009/6996
Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir (İİK.md.283/1 ). Bu yasal nedenle iptal davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nisbi nitelikte yasadan doğan bir dava olup; tasarrufa konu malların aynı ile ilgili değildir.
İcra ve İflas Kanununu 282. maddesi gereğince iptal davaları borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimseler ile bunların mirasçıları aleyhine açılır. Ayrıca, kötüniyetli üçüncü şahıslar hakkında da iptal davası açılabilir.
Borçlunun aciz ya da iflasından önce yaptığı iptale tabi tasarrufları, üç grup altında ve İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde düzenlenmiştir. Ancak, bu maddelerde iptal edilebilecek bütün tasarruflar, sınırlı olarak sayılmış değildir. Kanun, iptale tabi bazı tasarruflar için genel bir tanımlama yaparak hangi tasarrufların iptale tabi olduğu hususunun tayinini hakimin takdirine bırakmıştır (İİK.md.281). Bu yasal nedenle de, davacı tarafından İİK.nun 278, 279 ve 280.maddelerden birine dayanılmış olsa dahi, mahkeme bununla bağlı olmayıp, diğer maddelerden birine göre iptal kararı verebilir. ( Y.H.G.K.25.11.1987 Tarih, 1987/15-380 Esas ve 1987/872 Karar sayılı ilamı) Genellikle, borçlunun iptal edilebilecek tasarrufları, alacaklılarından mal kaçırılmasına yönelik olarak yapılan ivazsız veya aciz halinde yapılan tasarruflar ile alacaklılarına zarar verme kastıyla yapılan tasarruflardır.
Somut olayda mahkemece, alınan son iki raporda bedeller arasında fahiş fark bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de varılan sonuç için yapılan inceleme yeterli bulunmamaktadır.
Öncelikle davacının dayandığı kanun maddeleri için iptal koşulları gerçekleşmediği durumda mahkemece diğer iptal nedenlerinden birine göre de iptal kararı verilebileceği nazara alınarak, tasarrufa konu taşınmaz için yapılan ödemelerin satış tarihinden 6 ve 12 gün sonra yapılmış olmasının ve diğer delillerin ışığında İİK’nın 280. maddesindeki şartların oluşup oluşmadığına ilişkin değerlendirme yapılmamıştır.
../…
-3-
2009/6360
2009/6996
Diğer yandan mahkemece, 3 kez bilirkişi incelemesi yaptırılmış, 1. bilirkişi raporu, mahkemece yapılan keşif icrası sonrasında bir inşaat mühendisi ve bir hukukçunun yer aldığı heyet tarafından verilmiş olup raporda taşınmazın tasarruf tarihi itibariyle değeri 811.061,88 YTL olarak belirtilmiş, 2. bilirkişi raporu, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu bir inşaat mühendisi tarafından düzenlenmiş ve taşınmazın satış tarihi itibariyle 458.702,70 YTL değerde olduğu bildirilmiş ve yine dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu verilen 3. bilirkişi raporu da bir inşaat mühendisi tarafından düzenlenmiş olup raporda taşınmazın tasarruf tarihindeki değeri 648.910 YTL olarak tespit edilmişken karara dayanak yapılan bilirkişi raporuna hangi gerekçelerle itibar edilip daha öncekilere de hangi gerekçelerle itibar edilmediği hüküm yerinde tartışılmamıştır. Ayrıca karara dayanak yapılan raporların sadece tek kişilik inşaat mühendislerin tarafından verildiği, emlak işlerinden anlayan ve devir tarihindeki konut fiyatları ile ilgili bilgisi bulunan kişilerin heyette yer almadığı dikkate alınarak HUMK’nun 275. maddesi hükmüne göre oluşacak bilirkişi kurulundan rapor alınmadan karar verilmesi de doğru bulunmamıştır.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile usul ve yasaya aykırı bulunan hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 02.11.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi