YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/6371
KARAR NO : 2009/7282
KARAR TARİHİ : 09.11.2009
…
-Y A R G I T A Y İ L A M I –
MAHKEMESİ :İstanbul Asliye 4. Hukuk Mahkemesi
…,…,…
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı … aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunmadığını ileri sürerek borçlunun dava konusu şirket hisselerinin davalı …’a onun tarafından da davalı …’e, dava konusu bir taşınmazın …’a, başka bir taşınmazın önce kardeşi …’a onun tarafından …’a satışına ilişkin tasarrufların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu şirket hisseleri için açılan davanın atiye terk edilmesinden dolayı karar verilmesine yer olmadığına, taşınmaz satışlarında ise davalılar arasında yapılan satışların gerçek olduğu ve satışların takip konusu senedin tanzim tarihinden önce yapıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davalı …’ın taşınmazı satın aldığı sırada kötüniyetli olduğunun dosyaya sunulan belgeler de değerlendirildiğinde ispat edilememesine ve kararda yazılı
../…
– 2 –
2009/6371
2009/7282
diğer gerekçelere göre, davacı vekilinin bu davalıya yönelik olan temyiz itirazlarının reddi ile hükmün davalı … açısısından ONANMASINA,
2-Dava İİK’nın 277 vd. maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
İcra ve İflas Kanununun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun aciz ya da iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da “iyiniyet kurallarına aykırılık” nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır.
Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir (İİK.md.283/1 ). Bu yasal nedenle iptal davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nisbi nitelikte yasadan doğan bir dava olup; tasarrufa konu malların aynı ile ilgili değildir.
İcra ve İflas Kanununu 282. maddesi gereğince iptal davaları borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimseler ile bunların mirasçıları aleyhine açılır. Ayrıca, kötüniyetli üçüncü şahıslar hakkında da iptal davası açılabilir.
Borçlunun aciz ya da iflasından önce yaptığı iptale tabi tasarrufları, üç grup altında ve İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde düzenlenmiştir. Ancak, bu maddelerde iptal edilebilecek bütün tasarruflar, sınırlı olarak sayılmış değildir. Kanun, iptale tabi bazı tasarruflar için genel bir tanımlama yaparak hangi tasarrufların iptale tabi olduğu hususunun tayinini hakimin takdirine bırakmıştır (İİK.md.281). Bu yasal nedenle de, davacı tarafından İİK.nun 278, 279 ve 280.maddelerden birine dayanılmış olsa dahi, mahkeme bununla bağlı olmayıp, diğer maddelerden birine göre iptal kararı verebilir ( Y.H.G.K.25.11.1987 Tarih, 1987/15-380 Esas ve 1987/872 Karar sayılı ilamı) Genellikle, borçlunun iptal edilebilecek tasarrufları, alacaklılarından mal kaçırılmasına yönelik olarak yapılan ivazsız veya aciz halinde yapılan tasarruflar ile alacaklılarına zarar verme kastıyla yapılan tasarruflardır.
../…
– 3 –
2009/6371
2009/7282
İİK’nın 283/II maddesine göre de iptal davası, üçüncü şahsın elinden çıkarmış olduğu mallar yerine geçen değere taalluk ediyorsa, bu değerler nispetinde üçüncü şahıs nakden tazmine (davacının alacağından fazla olmamak üzere) mahkûm edilmesi gerekir. Bu ihtimalde 3. kişinin sorumlu olduğu miktar, elden çıkarılan malın o tarihteki gerçek değeridir.
Somut olayda borçlu tarafından davalı … lehine yapılan 27 nolu dükkanın satışında bu tasarrufun iptalinin gerekip gerekmeyeceği yönünde yukarıda sözü edilen ilkeler doğrultusunda ve İİK’nın 278 ve 280. maddeleri kapsamında araştırma ve inceleme yapılmaması, ileri sürülüşe ve dosyadaki bilgi ve belgelere göre borçlu davalının … lehine de tasarruf yaptığı ve davalı …’a yönelik de dava açılmış olduğu nazara alınarak bu davalı açısından hangi taşınmaz için dava açıldığının davacı tarafa açıklattırılarak bununla ilgili delillerin toplanmaması da doğru değildir.
Diğer yandan borçlu … tarafından başka bir taşınmazını kardeşi … ’a satılması onun tarafından da davalı …’a devrine ilişkin tasarrufta davalı … hakkındaki davanın reddi yerinde görülmüş olmakla birlikte davalı…hakkındaki davanın İİK’nın 283/II gereğince bedele dönüşeceği ve davalı …’ın, şartları oluştuğunda alacak miktarını geçmemek üzere taşınmazı elinden çıkardığı tarihteki gerçek değer ile sorumlu tutulması gerektiğinin gözönüne alınmaması isabetli görülmemiştir.
3-Kabule göre de; tasarrufun iptali davalarında tarifeye göre hesaplanacak karar ve ilam harcı ile vekalet ücretinin takip konusu alacak miktarı ile tasarruf konusu malın tasarruf tarihindeki değerlerinden hangisi az ise o değer üzerinden belirlenmesi gerekir.
Dava konusu olayda taşınmazların tasarruf tarihindeki değeri alacak miktarından daha azdır. Bu durumda karar ve ilam harcı ile vekalet ücretinin taşınmazların değeri üzerinden hesaplanması gerekirken dava dilekçesinde gösterilen ve atiye terk edilen 125.000 YTL miktarındaki hisse bedelini de içine alan değer esas alınarak hesaplama yapılması da doğru görülmemiştir. Eksik inceleme ile hüküm verilemez.
../…
– 4 –
2009/6371
2009/7282
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin davalı …’a ilişkin temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 09/11/2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.