YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/6575
KARAR NO : 2009/5859
KARAR TARİHİ : 01.10.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili davalılardan …’nın müvekkiline olan borcu nedeniyle hakkında yaptıkları icra takibi sırasında borcuna yetecek haczi kabil malının bulunmadığını, ancak kendisine ait taşınmazı değerinin altında bir bedelle diğer davalı …’a sattığını öne sürerek yapılan tasarrufun iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılardan …, davacı tarafından aynı mahiyette açılan bir başka davanın reddine karar verildiğini, satışta muvazaa bulunmadığını, taşınmazın gerçek bedelinin haricen ödendiğini savunarak davanın reddini istemiş, diğer davalı cevap vermemiştir.
Mahkemece tapuda gösterilen satış bedeli ile taşınmazın gerçek değeri arasında fahiş fark bulunması nedeniyle davanın kabulüne ve davalılar arasındaki tasarrufun iptaline karar verilmiş; hüküm, davalılardan … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece tasarrufa konu edilen taşınmazın tapuda gösterilen satış bedeli ile bilirkişiler tarafından belirlenen gerçek değeri arasında fahiş fark bulunması nedeni ile İİK’nun 278/2 maddesi uyarınca davanın kabulüne karar verilmiş ise de verilen karar toplanan delillere ve dosya içeriğine uygun düşmemektedir. Dava İİK’nun 277 ve devamı maddeleri uyarınca açılan tasarrufun iptali isteğine ilişkindir. Mahkemece aynı yasanın 278/2 maddesi uyarınca davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak aynı madde uyarınca tasarrufun iptaline karar verilmesi için iflasın açılması, haciz veya aciz vesikasının alınması ile tasarruf tarihi arasında 2 yıllık sürenin geçmemiş olması gerekir. Bu süreler hak düşürücü süreler olup mahkemece resen göz önüne alınması gerekir. Somut olayda tasarruf 07.12.2004 tarihinde yapılmış, borçlu hakkındaki haciz işlemi ise yasal 2 yıllık süre geçtikten sonra 14.02.2007 tarihinde yapılmıştır. 3. kişi konumundaki davalı …’ın borçlunun mali durumu ile alacaklıları ızrar kastını bilebilecek durumda olduğuna dair dosyada yeterli delil de bulunmadığından aynı yasanın 280. maddesinin uygulanma olanağı da bulunmamaktadır. Bu nedenlerle mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru olmadığı gibi kabule göre de aynı tasarruf ile ilgili olarak açılan ve halen derdest bulunan başka dava dosyaları da olduğu halde HUMK’nun 45. maddesi uyarınca birleştirilmeleri hususunun düşünülmemesi de doğru değildir.
SONUÇ: Davalılardan … vekilinin temyiz itirazları yerindedir, kabulü ile hükmün yukarda açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı …’a geri verilmesine 1.10.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.