Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2009/6872 E. 2009/5869 K. 01.10.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/6872
KARAR NO : 2009/5869
KARAR TARİHİ : 01.10.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı … tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:

KARAR

Davacı vekili, davalılardan …’ın müvekkiline olan vergi borcu nedeniyle hakkında yaptıkları icra takibi sırasında amme borcunu ödememek amacıyla kendisine ait taşınmazları arkadaşı olan diğer davalı …’ya düşük bir bedelle sattığını öne sürerek, yapılan tasarrufun iptalini talep etmiştir.
Davalılar satışta muvazaa bulunmadığını, aralarında her hangi bir akrabalık ve yakınlık bulunmadığını, taşınmazın gerçek bedelinin ödendiğini ve iyi niyetli olduklarını savunarak, davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece dava konusu edilen taşınmazın tapudaki satış bedeli ile gerçek değeri arasında fahiş fark bulunması nedeniyle davanın kabulüne ve davalılar arasındaki tasarrufun iptaline karar verilmiş; hüküm, davalılardan … tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, tasarrufa konu taşınmazların tapudaki satış bedeli 17.600.00 YTL olarak gösterilmesine karşın tasarruf tarihindeki gerçek değerlerinin 156.090.00 YTL. olduğunun bilirkişi raporunda açıkça vurgulanmasına, 6183 sayılı yasanın 28/2. fıkrasında aktin yapıldığı sırada, kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği akitlerin bağışlama hükmünde sayılacağının ve iptale tabi olduğunun öngörülmesine
devamlılık arz eden yargısal uygulamalara göre, taşınmazın tapudaki satış değeri ile gerçek değeri arasında bir misli ve daha fazla farkın fahiş olarak kabulü gerekmesine, söz konusu maddenin uygulandığı hallerde 3.kişinin iyi niyetli yada borçlunun alacaklısından mal kaçırmak kastıyla hareket ettiği konusunu bilip bilmemesinin önem arzetmemesine, öte yandan 3.kişi olan …’nın taşınmazı gerçek değeri ile satın aldığını ve de tapuda gösterilen satış bedelinden ayrı ödemelerde bulunduğunu yasal delillerle kanıtlayamamış olmasına ve kararda yazılı diğer gerekçelere göre, davalı …’nın aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak, 6183 sayılı yasanın 24 ve devamı maddelerine göre açılan tasarrufun iptali davalarında karar harcı ile vekalet ücretinin takibe konu alacak ile çekişmeli tasarrufun değerinden hangisi az ise o miktar üzerinden takdir edilmesi gerekir. Somut olayda davacı tarafın alacak miktarının 107.100.00 TL., davaya konu taşınmazların tasarruf tarihindeki gerçek değerlerinin ise 156.090.00 TL. olduğu belirlenmiştir. Bu durumda karar harcı ve vekalet ücretinin daha az olan alacak miktarı üzerinden hesaplanması gerekirken, taşınmazların gerçek değerleri üzerinden hesaplanması doğru değil bozma nedeni ise de bu yöndeki yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden hüküm fıkrasının 2. bendindeki ‘8.428.86 YTL. harç alınmasına’ ibaresinin çıkarılarak yerine ‘5.783.4 YTL. harç alınması’ ibaresinin eklenmesine, yine hüküm fıkrasının 4. bendindeki ’12.265.40 YTL. nispi vekalet ücretinin’ ibaresinin çıkarılarak yerine ‘9.326.00 YTL. nispi vekalet ücretinin’ ibaresinin eklenerek hükmün düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, aşağıda dökümü yazılı fazla alınan 2.645.40 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalı …’ya iadesine 1.10.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.