YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/7507
KARAR NO : 2010/2037
KARAR TARİHİ : 09.03.2010
Mahkemesi :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı-davalı alacaklı vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R
Davacı 3.kişi vekili, İstanbul 2.İcra Müdürlüğünün 2008/5607 Esas ve Küçükçekmece 3.İcra Müdürlüğünün 2008/154 Talimat sayılı dosyasından, borçlu şirketin borcundan dolayı davacıya ait işyerindeki malların 15.04.2008 tarihinde haczedildiğini belirterek, İİK”nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak istihkak davasının kabulü ile haczin kaldırılmasını istemiştir.
Davalı alacaklı ise, İcra Mahkemesince İİK’nun 99.maddesi gereği dava açmak üzere süre verilmesi üzerine aynı hacizle ilgili olarak bir başka dosyadan istihkak iddiasının reddi istemi ile dava açmış, davalar arasında irtibat bulunduğundan mahkemece HUMK”nun 43.maddesi gereğince birleştirilmesine karar verilmiştir.
Davalı borçlu duruşmalara katılmamış ve cevap dilekçesi sunmamıştır.
Mahkemece, haciz adresinin borçlu ile ilgisi saptanmadığından ve davacı ile borçlu şirket ortakları arasındaki organik bağ yeterli olmadığından bahisle 3.kişinin davasının kabulüne, davalı alacaklının davasının reddine karar verilmiş; hüküm, davacı-davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınır mallar, 15.04.2008 tarihinde borçlu şirketin takip ve ödeme emrinin tebliğ edilen adresinden farklı olan adreste haczedilmiştir. İİK97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesi 3.kişi yararınadır. Bu yasal karine aksinin alacaklı tarafından her türlü delille ispatlanması olanaklıdır.
Borçlu şirketin takip ve ödeme emrinin tebliğinden sonra bu adresleri terk ettiği 20.03.2008 tarihli haciz tutanağı ile icra müdürlüğünce tesbit edilmiştir. Davacı 3.kişi borçlu şirketin eski işçisi ve borçlu şirket ortağı … damadı, …’ın ise bacanağıdır. 3.kişi en son 05.02.2008 tarihinde sigortalı olarak çalıştığı işyerinden ayrılarak 10.03.2008 tarihinde borçlu ile aynı faaliyet alanında haciz adresinde işyeri açmıştır.Haciz sırasında borçlu şirkete ait 15.01.2008 tarihli haciz tutanağı bulunmuştur. 3.kişinin hacizli mallara ilişkin olarak sunduğu faturaların bir kısmı ise haciz tarihinden sonraki tarihi taşımaktadır.
Tüm bu olgulardan, borcun doğumundan sonra, borçlu şirketin alacaklılardan mal kaçırma amacı ile organik bağ içerisinde bulundukları 3.kişi adına haciz adresinde işyeri açılmış gibi gösterilerek, faaliyetlerine devam ettikleri anlaşılmaktadır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınarak, davacı 3.kişinin davasının reddine, alacaklının açtığı davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, aksi düşüncelerle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle,davacı- davalı alacaklı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm BOZULMASINA peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı-davalı alacaklıya geri verilmesine 09.03.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.