Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2010/10664 E. 2010/10140 K. 25.11.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/10664
KARAR NO : 2010/10140
KARAR TARİHİ : 25.11.2010

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı üçüncü kişi tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-
Davacı (üçüncü kişi) vekili, Eyüp 1. İcra Müdürlüğü’nün 2006/4150 Esas sayılı dosyasında yazılan talimat uyarınca,Bakırköy 12. İcra Müdürlüğü’nün 2007/2322 Talimat sayılı dosyasında yapılan, üç ayrı hacze konu menkullerin davacı şirkete ait faturalı mallar olduğunu, borçlularla ilgisinin bulunmadığını, çalışanının borcundan ötürü şirkette haciz yapılamayacağını belirterek üç ayrı dosyada istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini istemiş, aynı Mahkeme’de 2008/218 ve 416 Esas sayı ile açılan iki dosya 2008/72 Esas sayılı bu dosya üzerinden 14.10.2008’de birleştirilerek yargılamaya devam edilmiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, haczin ödemle emrinin tebliğ edildiği yerde yapıldığını, itirazın iptali davası sırasında davalı …’a tüm tebligatların haciz adresinde yapıldığını, bu sırada borçlunun oğlunun hazır bulunduğunu, mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olduğunu, sunulan belgelerin karinenin aksini kanıtlamaya elverişli olmadığını, belirterek davanın reddine ve tazminata karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı (borçlular), davayı kabul ettiklerini, mahcuzların davacı şirkete ait olduğunu belirtmişlerdir.
Mahkemece toplanan delillere göre: “bilirkişi incelemesi sonucunda mahcuzların üçüncü kişiye ait olduğunun belirlendiği, ancak ticari defterlerin kapanış kaydı bulunmadığından davacı lehine delil olarak kabul edilemeyeceği, borçlu …’ın davacı şirketin ortağı iken payını devrettiği ve diğer ortakların akrabası olduğu, aynı zamanda haciz yerini resmi işlemler sırasında kendi adresi olarak kullandığı, mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olduğu ve aksinin üçüncü kişi tarafından kanıtlanamadığı “gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğindedir.
Borçlu … davacı şirketin hakim ortağı iken takip tarihinden ve ödeme emri tebliğinden sonra tüm payını oğlu …’e devretmiştir. Diğer ortak … de kızıdır. 28.11.2007 günlü hacizde borçlu hazır bulunmuştur. Bu durum, borçlu …’ın hisse devrine rağmen davacı şirket bünyesindeki ticari faaliyetini fiili ortak olarak sürdürdüğünü ortaya koymaktadır. Ne var ki takibe dayanak belge içeriğinden, borcun dayanağının davacı şirket tüzel kişiliği ile ilgili olduğu kabul edilememektedir.
Öte yandan limited şirketlerde ortağın kişisel alacaklısı, öncelikle ortağın kişisel mallarına, bunlar yoksa veya alacağının tamamını tahsil edememişse ortağın şirketteki kar payına başvurabilir. (TTK’nun 522. maddesi).Bunun için de TTK’nun 191. maddesindeki koşulların gerçekleşmesi gerekir. Limited şirketin, ortaklardan ayrı ve bağımsız tüzel kişiliği olduğundan, malları, alacakları, hakları ortaklara değil şirket tüzel kişiliğine aittir. Ortakları dahi şirket mal varlığı üzerinde hak iddia edemeyeceğine göre, alacaklılarının da böyle bir iddia ile işlem yapabilmeleri mümkün değildir.
Somut olayda, şirket ortağının borcundan ötürü ortağın kişisel alacaklısının şirket mal varlığına dahil menkuller üzerine haciz koydurması karşısında, davanın kabulü gerekirken yazılı biçimde reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır.
Kabule göre de; asıl dosya ile birleşen dosyaların her birinin hangi hacze yönelik açıldığının davacı vekiline açıklattırılmaması ve 14.01.2008 günlü muhafaza işleminin yeni bir haciz gibi değerlendirilmesi, öte yandan hem sunulan faturalarda hem de haciz tutanaklarında menkullerin her türlü ayırt edici özelliği açıkça belirtilmediğine göre, elektrik malzemelerinden anlayan bir bilirkişiye yerinde incelettirmeden mahcuzların faturalar kapsamında kalıp kalmadığının belirlenemeyeceğinin dikkate alınmaması da hatalıdır.
S O N U Ç :Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı 3.kişiye geri verilmesine 25.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.