Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2010/10760 E. 2011/4310 K. 05.05.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/10760
KARAR NO : 2011/4310
KARAR TARİHİ : 05.05.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı şirkete kasko sigortalı müvekkiline ait aracın tek taraflı trafik kazasında hasarlandığını, ihbara rağmen davalı sigortacının aracın kiralık olarak kullanılması sırasında kazanın meydana geldiğini, özel araç olarak kasko poliçesinin düzenlendiğini bu hususun teminat kapsamında bulunmadığını bildirerek hasarı karşılamadığını, müvekkilinin oto kiralama faaliyetinin olmadığıni belirterek 19.700 TL sigorta bedelinin olay tarihinden işleyecek faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacı şirketin araç kiralama işi ile istigal ettiğini, sigortalı aracı 3. kişiye kiraladığını aracın kiralık olarak kullanıldığı esnada davaya konu kazanın meydana geldiğini, poliçede özel araç olarak bildirildiğini, davacının doğru ihbar mükellefiyetine uymadığını, hasarın teminat dışı ve hasar miktarının fahiş olduğunu kabule göre de proporsiyon hesabına göre 1.409 TL alacak tesbit edildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 3.428,57 TL alacağın 31.10.2008 tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekili ile davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Davacıya ait aracın davalı şirkete kasko sigorta poliçesi ile sigortalı olduğu ve araçtaki hasarın poliçe yürürlük süresi içinde meydana geldiği uyuşmazlık konusu değildir.
Mal Sigortaları türünden olan Kasko Sigortası Genel Şartlarının teminat kapsamını belirleyen A.1 maddesine göre, gerek hareket ve gerekse durma halinde iken sigortalının veya araç kullananın idaresi dışında ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketli bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, müsademesi, devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar ile 3. kişilerin kötü niyet ve muziplikle yaptıkları hareketler aracın yanması, çalınması veya çalınmaya teşebbüsü sonucu oluşan maddi zararların bu tür sigortanın teminatı kapsamında olduğu anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan TTK.nun 1282.maddesi uyarınca sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı yasanın 1281.maddesi hükmü uyarınca da kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değilde sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise bu oluş şeklinin KSGŞ.nin A.5 maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir. KSGŞ.nın A.5 maddesi ve TTK.nun 1292. maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içinde imiş gibi ihbar ederse ispat külfeti yer değiştirip, oluşan rizikonun teminat içinde kaldığını ispat külfeti sigortalıya geçer.
Yine KSGŞ.nın B.3.3.1.2 maddesi uyarınca ” onarım masraflarının sigortalı taşıtın rizikonun gerçekleştiği tarihteki değerini aşması ve aynı zamanda eksper raporu ile taşıtın onarım kabul etmez bir hale geldiğinin tesbit edilmesi durumunda araç tam hasara uğramış sayılır. Aracın tam hasara uğraması halinde sigortacının azami sorumluluk haddini geçmemek üzere hasar anındaki sigorta değeri ödenir. Bu durumda aracın Karayolları Trafik Yönetmeliğinin ilgili maddesi hükümleri doğrultusunda hurdaya ayrıldığına dair hurda tescil belgesi sigorta şirketine ibraz edilmeden araç sahibine sigorta tazminatı ödenmez. Değeri tamamen ödenen araç ve aksamı, talep ettiği takdirde sigortacının malı olur. Onarım masraflarının sigortalı taşının rizikonun gerçekleştiği tarihteki değerini aşsın veya aşmasın ağır hasarlı aracın onarımının mümkün olduğunun eksper raporu doğrultusunda tesbit edilmiş olması durumunda aracın Karayolları Trafik Yönetmeliğinin ilgili maddesi hükümleri doğrultusunda trafikten çekildiğine dair “trafikten çekilmiştir.” kaşeli tescil belgesi sigorta şirketine ibraz edilmeden araç sahibine sigorta tazminatı ödenmez.” Bu hükümden açıkça anlaşılacağı üzere davalı sigorta şirketi meydana gelen hasar bedelini tamemen poliçe limitleri içerisinde ödeme yükümlülüğü altında olup, sigortalı araç hurdasını sigorta ettirenin kendisine verilmesi istenmedikçe sigortacı tarafından davacı sigorta ettirenin uhdesinde bırakıp hurda bedelini tazminattan düşmesi onalaklı değildir. Zira kasko sigortasında aslolan araç zarar bedelinin tamamen karşılanmasıdır. Bu nedenle sigortalıdan seçimlik hakkının sorulması, aracın hurdasının kimde bırakılacağı hususunun sigortalının tercihine göre belirlenmesi, aracın hurdasının sgortacıya bırakılması yönünde tercihte bulunulması halinde sigortalının KSGŞ.nin B.3.3.1.2 maddesi gereğince Karayolları Trafik Yönetmeliğinin kendisine yüklediği yükümlülükleri yerine getirmesi gerekir.
HUMK.nun 275.maddesi hükmüne göre ” mahkeme çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir.”
Yukarıdaki açıklamalar altında somut olaya bakıldığında; davacı taraf kaza tesbit tutanağı, tanık beyanı kasko sigorta poliçesi ve hasar dosyasına dayanarak aracın kasko bedeli 19.700 TL.nin davalıdan tahsilini istemiştir. Davalı sigorta şirketi ise davacı şirketin araç kiralama faaliyetinde de
bulunduğunu, gerçeğe aykırı beyanla poliçede kullanım tarzı hususi olarak belirtilen aracın müvekkilinin bilgisi dışında kiralık araç olarak kullanımı sırasında kazanın meydana geldiğini, bu nedenle hasardan sorumlu olmadıklarını savunarak hasar bedelini ödemekten kaçınmış olup araştırma raporuna davacı şirketin ticaret sicili belgelerine dayanmıştır.
Uyuşmazlık, kazanın ihbar edilen şekilde meydana gelip gelmediği aracın kiralık olarak kullandırıldığı sırada kazanın olup olmadığı dolayısıyla hasarın teminat dışı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Kasko sigortası Genel Şartlarında özel aracın sigortacının bilgisi dışında ticari (kiralık) olarak kullanılması teminat dışı bir hal olarak düzenlenmemiştir. Söz konusu madde sigorta primini yükseltmeyi amaçlamaktadır.
Duruşmada dinlenen davacı tanığı … davacı şirketin sahibi ile aile dostu olmaları sebebiyle aracın kendisine kullanılması için zaman zaman tahsis edildiğini, olay tarihinde de aracın kendisine bu şekilde verildiğini, araç kiralamadığını ifade etmiş, hükme esas alınan bilirkişi raporunda tanığın beyanının inandırıcı olmadığı aracın kiralık olarak kullandırıldığı kanaatine varıldığı belirtilerek ödenmesi gereken prim miktarı ve hasar konusunda uzman olmayan sigorta hukukçusu aynı bilirkişiden rapor alınmış, mahkemece de davacı şirketin faaliyetleri arasında araç kiralama işinin de bulunduğu tanığın beyanının inandırıcı olmadığı aracın kiralık olarak kullanılması sırasında hasarlandığından bahisle proporsiyon hesabına (ödenen prim ile ödenmesi gereken prim arasındaki orana) göre davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz.
O halde, mahkemece öncelikle davaya konu aracın dava dışı sürücü …’e kiralanıp kiralanmadığı hususunun tesbiti için davacı şirketin ticari kayıt belgeler ve defterleri üzerinde konusunda uzman bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılması aracın kiralık olarak kullanılması sırasında kazanın meydana geldiği hususunun diğer bir anlatımla rizikonun ihbar edilenden farklı şekilde gerçekleştiğini ispat külfetinin sigortacıda bulunduğunun sigortacının bunu soyut iddialarla değil somut delillerle kanıtlanması gerektiğinin gözönünde tutulması aracın davacı
şirket tarafından dava dışı sürücüye kiralandığının ve kiralık araç olarak kullanılması sırasında kazanın meydana geldiğinin somut delillerle tesbit edilmesi halinde aynı özellikteki bir aracın kiralık olarak kullanılması durumunda alınması gereken kasko sigorta priminin davalı sigorta şirketi dışındaki diğer sigorta şirketleri nezdinde araştırılması davacı vekili 19.700 TL sigorta bedelinin tahsilini talep ettiğinden davacı taraftan aracın hurdasının kimde bırakılacağı hususunda açıkça tercih hakkının sorulması davalı sigorta şirketine bırakılmasının tercih edilmesi halinde davacıdan Karayolları Trafik Yönetmeliğinin kendisine getirdiği yükümlülükleri yerine getirmesinin istenilmesi, daha sonra sigorta hukuku ve İTÜ ya da Karayolları Genel Müdürlüğü fen heyetinden seçilecek hasar (tazminat) konusunda uzman bilirkişi kurulundan tüm dosya kapsamı birlikte gözetilerek aracın pertinin mi, onarımının mı uygun (ekonomik) olduğu, pertinin ekonomik olması halinde aracın riziko tarihindeki 2. el piyasa rayiç değeri ve sovtaj değerinin tesbiti aracın kiralık olduğunun tesbiti durumunda tahakkuk ettirilen prim ile ödenmesi gereken prim arasındaki oran belirlenerek (proporsiyon hesabı) hasarın tesbiti hususlarında ayrıntılı denetime elverişli, gerekçeli bir rapor aldırılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
3-Kabule göre de; Kasko sigorta sözleşmesinden doğan alacağın muaccel olduğu tarih, kara taşıtları kasko sigortası genel şartlarının B3-1 maddesine göre hasar miktarına ilişkin belgelerin sigortacıya verilmesinden itibaren hasar ve tazminat miktarını tesbit edip sigortalıya bildirmek zorunda olduğu 15 günün son günüdür. Somut olayda hasar miktarını gösteren eksper raporu 14.10.2008 tarihinde düzenlenmiş olup, davacı vekili davalı şirkete gönderdiği Çorum 2. noterliğince düzenlenen 17.10.2008 tarih 023530 yevmiye numaralı ihtarda hasar dosyası açılmasına rağmen rent a car işletmeciliği yapıldığı gerekçesiyle kasko bedelinin müvekkiline ödenmediğini belirterek hasar bedelinin ödenmesi için 10 gün süre tanımıştır. Bu durumda mahkemece söz konusu ihtarın davalı sigorta şirketine tebliğ tarihinin araştırılması ve tesbit edilecek bu tarihe 10 gün ilave edilerek temerrüt
tarihinin belirlenmesi bu tarihten itibaren faize karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde nasıl tesbit edildiği açıklanmayan 31.10.2008 tarihinden itibaren faize hükmedilmesi de isabetli görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı ve davalı vekillerinin, 3 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harçların istekleri halinde temyiz eden taraflara geri verilmesine 5.5.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.