YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/11381
KARAR NO : 2011/4630
KARAR TARİHİ : 11.05.2011
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak iddiasının reddi davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı alacaklı ve davalı 3.kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı alacaklı vekili adana 5. İcra Müdürlüğünün 2009/3251 sayılı takip dosyasında haczedilen menkullerin borçluya ait olduğunu, istihkak iddia eden 3. kişi şirketin yetkilisi ile borçlu şirket yetkilisinin aynı olduğunu ileri sürerek 3. kişinin istihkak iddiasının reddini talep etmiştir.
Davalı 3. kişi vekili adreslerinin borçlu şirketten farklı olduğu farklı tarihlerde kurulduklarını mahcuzların müvekkiline ait olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı borçlu vekili, takip konusu alacağın henüz kesinleşmemiş iş mahkemesi ilamına dayandığını haczin 3. kişiye ait işyerinde yapıldığını adresin müvekkili ile ilgisinin bulunmadığını savunmuştur.
Mahkemece, haczin borçluya ödeme emri tebliğ edilen adreste yapıldığı 3. kişinin işyerinde yapıldığı 3. kişi lehine olan mülkiyet karinesi aksinin alacaklı tarafından ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı alacaklı ve davalı 3. kişi vekilince temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık, alacaklının İİK.nun 99. maddesine dayalı olarak açtığı 3. kişinin istihkak iddiasının reddi davasına ilişkindir.
Dava konusu taşınır mallar 25.6.2009 tarihinde davalı 3. kişinin işyeri adresinde haczedilmiştir. İcra ve iflas kanununun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesi 3. kişi yararınadır. Ancak bu yasal karinenin aksinin her türlü delille ispatı olanaklıdır.
Davalı 3. kişi şirket, borç kaynağı işçilik alacağının doğumundan sonra 14.10.2008 tarihinde haciz adresinde kurulmuştur. Takip borçlusu şirketin ortakları aynı zamanda davalı 3. kişi şirketin ortaklarıdır. Davacı tanıkları da borçlu şirketin eski adresinde faaliyet göstermekte iken buranın kapatılıp işyerinin haciz adresine taşındığını beyan etmişlerdir. Kaldı ki 3. kişi tarafından mahcuzlara yönelik sunulan ve borcun doğumundan sonra tarihleri taşıyan faturalar mülkiyeti ispata yeterli değildir. Davalı borçlu ve 3. kişi şirketlerin alacaklıdan mal kaçırma amacıyla hareket ettikleri açık seçik ortadadır. Bu durumda mahkemece bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınarak karinenin aksinin ispatlandığının kabulü ile davanın da kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklana nedenlerle davacı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA bozma nedenine göre davalı 3. kişinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı alacaklı ve davalı 3. kişiye geri verilmesine 11.5.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.