YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/11544
KARAR NO : 2011/5024
KARAR TARİHİ : 20.05.2011
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı 3.kişi vekili, Bilecik İcra Müdürlüğünün 2009/344 sayılı talimat dosyasında 8.6.2009 tarihinde müvekkilinin işyerinde haczedilen menkullerin müvekkiline ait olduğunu, işyerinde daha önce borçlunun faaliyet göstermekte iken faaliyetine son verdiğini, mahcuzların borçlu ile bir ilgisinin bulunmadığını ileri sürerek haczin kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, haciz mahallinde borçluya ait birçok belgenin bulunduğunu, işyeri devrinin muvazaalı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, haciz yapılan adreste davacının faaliyet gösterdiği ve borçluların faaliyet adreslerinin farklı olduğunun davacı tarafından sunulan fatura ve sevk irsaliyeleri ile vergi ve sicil kayıtlardından anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekilince temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık, 3.kişinin İİK’nın 96 vd maddelerine dayalı istihkak davasına ilişkindir.
Borç 1.4.2009 tanzim tarihli senetten kaynaklanmaktadır. Haciz yapılan işyerine 3.kişinin borcun doğum tarihinden sonra 1.5.2009 tarihinde şube açtığı anlaşılmaktadır. Borçlunun haciz adresinde faaliyet gösterdiğine dair vergi dairesi kaydı bulunmamakla birlikte haciz sırasında borçluya
ait evrak bulunduğu haciz tutanağı içeriği gili sabittir. Kaldı ki daha önce borçlunun yanında çalışan Meryem Kaplan isimli şahsın davacı şirkette sigortalı işçi olarak çalıştığı da davacının kabulündedir.
Bu durumda İİK’nın 97/a maddesindeki mülkiyet karinesi borçlu/alacaklı yararına olup aksinin davacı 3.kişi tarafından kesin ve güçlü delillerle ispat edilmesi gerekir. İsteyen her kişi adına düzenlenmesi olanaklı borcun doğumundan sonra düzenlenmiş bulunan fatura adi nitelikli kira sözleşmesi, vergi levhası gibi belgeler yasal karinenin aksini ispata yeterli değildir. Ayrıca, borçlu ile 3.kişi arasında işletme devri olduğu kabul edilse bile İİK’nın 44.maddesine uygun yapılmayan bu devrin alacaklının haklarını etkilemeyeceği ortadadır. Devralan davacı, BK’nun 179.maddesi gereğince işletmenin borçlarından da sorumlu bulunduğundan davanın reddi gerekirken kabulü bozmayı gerektirmiştr.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 20.5.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.