YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/11572
KARAR NO : 2011/4547
KARAR TARİHİ : 10.05.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi Üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı alacaklı vekili, borçlu hakkında vergi borcu nedeniyle 6183 sayılı Yasa gereğince takip başlattıklarını, borçlunun adına kayıtlı … plakalı araçlarının takipleri sonuçsuz bırakmak için 13.06.2005 tarihinde davalı şirkete satıldığını belirterek borçlu ve 3.kişi arasındaki tasarrufun iptalini talep etmiştir.
Davalı … İth. İhr. Tic. Ltd. Şirketi vekili, araçları kasko değerleri üzerinden, bedelleri banka aracılığı ile ödenmek suretiyle satın aldıklarını, dava şartlarının oluşmadığından, haksız açılan davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı borçlu vekili, araçların raic bedelleri üzerinden satılarak bankaya olan borçlarını ödediklerini, davanın reddi gerektiğini belirtmiştir.
Mahkemece, satış bedelinin ödenmesinin borçluya ödeme emrinin tebliğ tarihinden önce yapıldığı,davacının satışın danışıklı ve mal kaçırma amacına yönelik olarak yapıldığına ilişkin delil sunmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiş; karar, davacı alacaklı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava,6183 sayılı Yasa”nın 24 ve devamı maddelerine göre açılan tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
1.Tasarrufun iptali davasının görülebilmesi için genel dava koşullarının yanında, tasarrufun borcun doğumundan sonra yapılması ve kesinleşmiş bir icra takibine konu alacağın bulunması gerekmektedir.
Somut olayda takip dayanağı 2002-2004 dönemi vergi borcuna ilişkin olup ödeme emri 21.09.2005 tarihinde tebliğ edilerek kesinleşmiştir. Dava konusu araçlar ise borcun doğumundan sonra 13.06.2005 tarihinde satılmıştır.
Bu nedenlerle, davaya konu tasarruf borcun doğumundan sonra yapıldığı halde, ödeme emrinin tebliğinden önce tasarrufun ve ödemenin gerçekleştiğinden bahisle satışın gerçek olduğunun tesbiti hatalıdır.
2.Somut olayda kıyasen uygulanması gereken İİK’nın 280/son maddesi hükmüne göre, ticari işletmenin veya işyerindeki mevcut ticari emtianın tamamını veya mühim bir kısmını devir veya satın alan yahut bir kısmını iktisapla beraber işyerini sonradan işgal eden şahsın, borçlunun alacaklılarını ızrar kasdını bildiği ve borçlunun da bu hallerde ızrar kasdiyle hareket ettiğinin kabul olunmasına, bu karinenin, ancak iptal davasını açan alacaklıya devir, satış veya terk tarihinden en az üç ay evvel keyfiyetin yazılı olarak bildirildiğinin veya ticari işletmenin bulunduğu yerde görülebilir levhaları asmakla beraber Ticaret Sicili Gazetesiyle, bu mümkün olmadığı takdirde bütün alacaklıların ıttılaını temin edecek şekilde münasip vasıtalarla ilan olunduğunun ispat edilebileceği gözönüne alınarak borçluya ait üç adet aracını aynı gün satılmasının ticari emtianın önemli bir bölümünün devri olup olmadığı, borçlu ve 3.kişi şirketin aynı yerde, aynı konuda faaliyette bulundukları göz önüne alınarak 3.kişi şirketin borçlunun mali durumunu ve alacaklılardan mal kaçırma kastını bilebilecek durumda olup olmadığı da karar yerinde tartışılıp oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
3. Dava konusu araçlardan … plakalı araç yargılama sırasında dava dışı … … isimli şahsa satıldığından davacıya 4. kişiyi davaya dahil edip etmeyeceği sorulmalı, başka bir anlatımla davanın bedele dönüşüp dönüşmediği belirlenmelidir.
Mahkemece bu hususları dikkate alınmadan eksik inceleme ile ve yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı alacaklıya geri verilmesine 10.5.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.