Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2010/1817 E. 2011/4074 K. 28.04.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/1817
KARAR NO : 2011/4074
KARAR TARİHİ : 28.04.2011

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı (üçüncü kişiler) vekili, Antalya 7. İcra Müdürlüğü’nün 2007/1024 sayılı takip dosyasında yazılan talimat uyarınca, 05.11.2008’de üzerine iştirak haczi konan altınların, Kemer İcra Müdürlüğü’nün 2007/1024 Talimat sayılı dosyasında (borçlu sıfatı bulunan) üçüncü kişi …’e ait olduğu gerekçesi ile haczedildiğini ve bununla ilgili istihkak iddiasının da mahcuzların …’e ait olması nedeni ile reddedildiğini, takip borçlusu … ve alacaklısının danışıklı takip yaparak üçüncü kişilere ait faturalı altınları haczettirmek istediklerini belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına ve tazminata karar verilmesini istemiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, üçüncü kişi şirketin bir başka takip dosyasında haczedilen aynı altınlarla ilgili istihkak iddiasından feragat ettiğini, malların bu şirkete ait olmadığının kesin hüküm ile tespit edildiğini, üçüncü kişi …’in ise istihkak iddiasını güçlü delillerle kanıtlaması gerektiğini belirterek davanın reddine ve tazminata karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı (borçlu) vekili, takip borçlusunun haciz adresinde kuyumculuk işi yaparken 2005 yılında iş yerini üçüncü kişi …’e içindeki 12–13 kg. altın ve demirbaşı ile devrettiğini, buna ilişkin yazılı sözleşme düzenlemediklerini, devre karşılık bono alındığını, bunların da tahsil için Halk Bankası …ne verildiğini, devir bedeli ödenmeyince icra takibi başlatıldığını, 2006 yılının Mayıs ayına kadar iş yerinin borçlu adına faaliyet gösterdiğini, daha sonra üçüncü kişi şirketin kurulduğunu ve iş yerinin şirket adına kaydedildiğini, bu sırada ödeme emrinin de tebliğ edildiği takip adresinde çağrılmakla gelen borçlu …’in huzurunda haciz yapılarak kendisine ait altınların haczedildiğini, bu davaya konu icra takibi sırasında da borçluya ait önceki hacze konu altınlar üzerine iştirak haczi konulduğunu, mülkiyet karinesinin alacaklı yararına bulunduğunu ve üçüncü kişilerin karinenin aksini kanıtlamaya elverişli delilleri sunamadığını, faturaların her zaman temini mümkün belgelerden olduğunu belirterek davanın reddini ve tazminata karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece toplanan delillere göre: “takip borçlusu hakkında devam eden bir başka takip dosyasında haczedilip yediemine teslim edilen altın üzerine bu davaya konu icra takip dosyası üzerinden de iştirak haczi konulduğu, diğer takip dosyasındaki hacze ilişkin istihkak iddiasının reddine karar verildiği, davacı … Ltd. Şti.nin dosya Yargıtay’da iken temyizden feragat ettiği, böylece o dosyada takibe dayanak senetlerin düzenlenmesine neden olan alacak verecek ilişkisini kabul ettikleri, buna göre mahcuzların takip borçlusu …’in üçüncü kişilere sattığı altınlar olduğu, ancak ilk hacizde alacak miktarından fazla altın haczedildiği, artan miktar yönünden mahcuzların üçüncü kişilere ait olduğu“ gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğindedir.
Bu davaya konu iştirak haczinin dayanağı olan icra takibi ile asıl haczin uygulandığı icra takibinin hem alacaklısı hem de dayanağı itibarı ile birbirinden tamamen farklı olmasına rağmen Mahkemece ilk hacizde alacak miktarını aşan haciz uygulandığının belirtilmesi sureti ile hükmün gerekçesi karıştırılmışsa da; sonucu itibarı ile verilen karar doğru olduğundan bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
Dava konusu haczin uygulandığı iş yeri (takip borçlusunun beyanına göre) içindeki mallarla birlikte üçüncü kişilere 2005 yılında devredilmiş, ticaret sicil kaydına ve vergi levhasına göre ise üçüncü kişi şirket burada 07.02.2007’de faaliyete başlamıştır. Her iki tarih de borç ve takip tarihlerinden çok öncesine aittir. İİK’nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesi üçüncü kişi yararına olup, ispat yükü altında bulunan alacaklı, karinenin aksini kanıtlamaya elverişli delileri dosyaya sunamamıştır. Diğer yandan alacaklıdan mal kaçırmak için danışıklı iş yeri ya da emtia devri yapıldığı yönünde bir iddia bulunmadığı gibi bu yönde bir delil de dosyaya yansımamıştır.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere göre, davalı alacaklı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle sonucu itibarı ile doğru bulunan hükmün ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 12,427.05 TL kalan onama harcının temyiz eden davalı alacaklıdan alınmasına 28.4.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.