YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/193
KARAR NO : 2010/5113
KARAR TARİHİ : 03.06.2010
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı … Sigorta AŞ. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkili şirkete trafik sigortası bulunan davalı tarafa ait aracın sürücüsünün %100 oranında kusurlu olarak sebebiyet verdiği kaza sonucunda 3.kişi aracında meydana gelen 4.068 TL hasar bedelinin zarar gören aracın sahibine ödendiğini, davalı sürücü …’ın olay anında alkollü olduğunu ve alkolün etkisi ile kazanın meydana geldiğini, davalılar aleyhine Kartal 2.İcra Müdürlüğünün 2004/504 sayılı dosyasında icra takibine geçildiğini, davalıların itirazı ile takibin durduğunu belirterek itirazın iptali ile takibin devamına ve inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar ayrı ayrı cevap dilekçelerinde kusur oranını ve hasar miktarını kabul etmediklerini, olayda dava dışı 3.aracın sürücüsünün kusurlu olduğunu belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davalı …’in olayda kusuru bulunmadığından aleyhinde açılan davanın reddine, davalı … hakkındaki davanın kabulü ile Kartal 2.İcra Müdürlüğünün 2004/504 sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına, inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı … Sigorta AŞ vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, ZMMS sözleşmesinden kaynaklanan rücu davasıdır. Bu tür davalarda sigortacı, 2918 sayılı KTK’nun 95/2.maddesi uyarınca tazminat yükümlülüğünün azaltılması ve kaldırılmasına ilişkin halleri 3.kişilere karşı ileri süremeyeceğinden, zarar görene ödeme yaptıktan sonra, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını ve indirilmesini sağlayabileceği oranda kendi sigorta ettirenine rücu edebilecektir. Bu rücu hakkı, kaynağını halefiyet ilkesinden almamakta, sözleşme ve yasa gereği sigorta ettirenine karşı defi hakkı bulunan sigortacı, bu hakka dayanarak kendi sigortalısına dönebilmektedir.
ZMMS poliçesi genel şartlarının 4/d maddesinde, herhangi bir sınırdan söz edilmeksizin sigortalının veya sürücüsünün alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından dolayı olayın meydana gelmiş olması halinde sigortacının sigortalısına rücu edebileceği öngörülmüştür.
2918 sayılı KTK’nun 48.maddesinde alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir.
Karayolları Trafik Yönetmeliğinin “Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı” başlıklı 97/1.maddesinde; alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra, bu konu ile ilgili olan “b-2” bendinde; alkollü içki almış olarak araç kullandığı tesbit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0,50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları belirtilmiştir.
ZMMS Genel Şartları A-1 maddesinde sigortacı, poliçede belirtilen aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı 2918 sayılı KTK’nuna göre işletene düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine kadar temin edeceği düzenlenmiştir.
Davacı ile davalı … arasında düzenlenen ZMMS poliçesi genel şartlarının B.4.d maddesi gereğince sigorta şirketinin kendi sigortalısından kazaya karışan diğer araç için ödediği tazminatı talep edebilmesi için sigortalı veya sürücüsünün salt alkolün etkisiyle kazaya neden olması gerekir. Böyle bir durumun varlığını ispat yükü sigorta şirketine düşmektedir. Bu nedenle sürücünün aldığı alkolün oranı da doğrudan doğruya sonuca etkili değildir.
HUMK’nun 275.maddesi uyarınca “mahkemece, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir”. Yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda somut olaya baktığımız da; davacı vekili, sigortalı …’e ait aracın sürücüsü diğer davalı …’ın alkollü araç kullanması ve olayda %100 oranında kusurlu olmasına dayanarak, zarar gören 3.kişiye ödenen hasar bedelinin, hem sigortalısından hem de sürücüden tahsili istemiyle dava açmıştır.
Aynı olaya ilişkin olarak Şişli 5.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2002/1866 2003/1331 sayılı dava dosyasında dava dışı zarar gören 3.kişi Ümit Bektaş tarafından eldeki dosyanın davacısı Işık Sigorta AŞ ile davalılar … ve … aleyhine maddi tazminat davası açılmış, bu dosyada nörolog ve makine mühendisi bilirkişi kurulundan alınan raporda “alkol nedeniyle güvenli sürüş yeteneğinin kaybolmuş olması ihtimalinin yüksek olduğu kanısına varıldığı” bildirilmiştir.
Mahkemece bu rapora dayanılarak davanın kabulüne karar verilmiş; davalı sigorta şirketi dışındaki davalıların temyizi üzerine Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 22.6.2006 gün 2005/6372 2006/7308 sayılı ilamı ile onanmasına karar verilerek, karar kesinleşmiştir. Davalı sigorta şirketi bu hükme istinaden poliçe limiti dahilinde ferileriyle birlikte zarar gören 3.kişiye 4.068 TL ödeme yapmış ve eldeki davada ödediği meblağın ferileriyle birlikte davalılardan rücuan tahsilini istemiştir.
Bu dosyada; davacı … Sigorta AŞ ve davalılar … ile … aynı tarafta (davalılar safında) olduklarından bu karar kesin hüküm oluşturmadığı gibi alınan nörolog bilirkişi raporu da olayın münhasıran alkolün etkisi altında meydana geldiğini kesin şekilde ifade etmediğinden hüküm kurmaya elverişli değildir. Davalı … sigortalı konumunda olup, ZMMS poliçesinin tarafı bir başka deyişle davacı sigorta şirketinin akididir. ZMMS poliçesinden kaynaklanan rücu davaları akte karşı açıldığından, akitin kusuru gözetilmez. Kusur rücu sebebi değildir. Bu nedenle davalı … hakkındaki davanın kusurlu olmadığından reddine karar verilmesi isabetli görülmemiştir. Kazadan sonra davalı sürücü olay yerini terk ettiğinden alkollü olup olmadığı ve alkollü ise alkol oranının tesbiti yapılmamış ise de 5.Asliye Hukuk Mahkemesinin ilgili dosyasında dinlenen tanıklar alkollü olduğunu ifade etmişler, eldeki dosyada dinlenen davalı tanığı Kadir Altay ise alkollü olmadığını söylemiştir. Mahkemece sadece makine mühendisi bilirkişiden rapor alınmış, bu bilirkişi raporunda 5.Asliye Hukuk Mahkemesinin dosyasına atıfta bulunmuş, nörolog bilirkişi incelemesi yapılmadan diğer dosyada alınan yetersiz rapora göre hüküm kurulmuştur.
Bu durumda; sürücünün almış olduğu alkolün oranı doğrudan doğruya sonuca etkili olmadığına göre, mahkemece; nöroloji uzmanı bilirkişi kurulundan olayın oluş şekli, hava, yol durumu, karşı aracın sürücüsünün oluşa etken bir kusurunun bulunup bulunmadığı gibi unsurlar ve dosya kapsamları bir bütün olarak değerlendirilip, kazanın sadece alkolün etkisi altında gerçekleşip gerçekleşmediğini, başka unsurların etkili olup olmadığının açıklığa kavuşturulması, kazanın salt alkolün etkisiyle meydana geldiğinin tesbiti halinde davalı … hakkındaki davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı gerekçe ile yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı … Sigorta AŞ vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı … Sigorta AŞ’ye geri verilmesine 3.6.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.