Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2010/4475 E. 2010/9895 K. 22.11.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4475
KARAR NO : 2010/9895
KARAR TARİHİ : 22.11.2010

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün, süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi. Gereği düşünüldü:

-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkiline ait ve davalıya kasko sigortası sözleşmesiyle sigortalı aracın bariyerlere çarparak hasarlandığını, ancak sigorta tarafından hasar bedelinin ödenmediğini ileri sürerek, 18.972,00 TL tazminatın faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, kazaya ilişkin gerekli bilgi ve belgelerin sunulmadığını, buna göre ispat yükünün yer değiştirdiğini ve davanın ispat edilemediğini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan deliller ve dosya kapsamına göre, davacının ihbar yükümlülüğünü kasten yerine getirmediği, bu nedenle ispat yükünün yer değiştirdiği ve davacının sigorta haklarını Kaybettiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, kasko sigortası sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Sigorta sözleşmeleri gerek kuruluşlarında, gerek devamı sırasında ve gerekse rizikonun gerçekleşmesi aşamasındaki ihbar yükümlülükleri bakımından iyiniyet esasına dayalı sözleşme türlerindendir. Tarafların ve özellikle sigorta ettiren sigortalının bu yükümlülüğü gerçeğe uygun bir şekilde yerine getirebilecek ve koşulların oluşması halinde mal sigortalarında sigorta ettirenin yerine TTT’nın 1301.maddesi hükmüne dayalı olarak geçecek ve sigortalısına ödediği tazminatı zarar sorumlusundan geri alabilecektir.
Mal sigortaları türünden olan kasko sigortası poliçesinin teminat kapsamını belirleyen kasko sigortası genel şartlarının A/1 maddesine göre, gerek hareket gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketle bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, müsademesi, devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar ile üçüncü kişilerin kötüniyet ve müziplikle yaptıkları hareketler, aracın yanması, çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların bu tür sigortanın teminat kapsamında olduğu anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan, TTK. 1282. maddesi uyarınca, sigortacı, geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı Yasanın 1281. maddesi hükmüne göre, kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de, sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5.maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir.
İlkeler yukarıda anlatılan şekilde olmakla birlikte, sigortalı, Kasko Poliçesi Genel Şartlarının B.1.5 maddesi ve TTK. 1292/3. maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içinde kalmış gibi ihbar edildiği somut delillerle kanıtlanılırsa, ispat külfeti yer değiştirip sigortalıya geçer.
Somut olayda, davacı aracın sürücüsü … beyanında, “17.02.2008 tarihinde havaalanından yolcu uğurlaması sonrası akşam … plakalı araç ile akşam 19.30 sıralarında evime dönerken boğaziçi köprüsünü geçip Haydarpaşa-harem sapağı girişi sonrası Göztepe E-5 yoluna saparken havanın son derece kar yağışlı ve tipi olması sonucu yolun kaygan bir hal alması ve dönüş virajının keskini olması sebebiyle aracın direksiyon hakimiyetini kaybedip arkasını savunması nedeniyle yol kenarındaki bariyerlere sağ arka çamurluk tarafından çarptım araçtan indiğimde arka sağ çamurluk ve tamponun hasarlandığını gördüm, olay anında havanın son derece tarlı ve tipi olması, cep telefonumun şarjının bitmesi gibi olumsuz koşullardan dolayı haberleşme
imkanı bulamadım. Daha sonra kazanın olduğu yolun virajlı ve dar olması sebebiyle virajı dönen araçların trafikte seyri ve güvenliği için kaza yerinde aracın tehlike arzetmemesini düşünerek ve aracın güvenliği için aracı alarak Kadıköy semtindeki evime kadar geldim. Ertesi günü aracı AVK Otomotiv servisini teslimini sağladım” ifadesinde bulunmuştur.
Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında somut olay incelendiğinde, davacı aracın sürücüsü kaza sonrası olay yerinden ayrılması nedeniyle kaza tespit tutanağı tanzim ettirmemiştir. Diğer bir anlatımla, davacı bu kazayla ilgili kaza tesbit tutanağı veya olay yeri görgü tutanağı ibraz edemediğinden ispat külfeti yer değiştirerek davacı sigortalıya geçmiştir. Bu nedenlerle, araçta oluşan hasarların teminat içinde kaldığı hususunun davacı sigortalı tarafından ispatlanması gerekmektedir.
O halde, mahkemece, araçta oluşan hasarın nerede ve ne şekilde meydana geldiği, poliçe kapsamında olup olmadığı konularında davacı sigortalıya ispat imkanı verilmek suretiyle hasıl olacak sonuca göre karar vermek gerekirken, eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 22.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.