YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4506
KARAR NO : 2010/7488
KARAR TARİHİ : 30.09.2010
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekili şirkete trafik sigortalı, davalı aracının alkollü olan davalının yönetimide olduğu sırada karıştığı kazada 3.kişiye ait aracın hasarlandığını, 4027 TL hasar bedelinin zarar gören 3.kiyiye ödendiğini belirterek bu meblağın ödeme tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı ve vekili davaya cevap vermemişlerdir.
Mahkemece davanın kabulü ile 4027 TL tazminatın ödeme tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava ZMSS poliçesinden kaynaklanan rücuan tazminat istemine ilişkindir.
ZMSS Genel Şartları A-1 maddesinde sigortacı poliçede belirtilen aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına Veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı KTK.nuna göre işletene düşen hukuki sorumluluğu sigorta limitlerine kadar temin edeceği düzenlenmiştir.
2918 sayılı KTK.nun 95/2 maddesi ZMSS Genel Şartları B-4 maddesi hükmü uyarınca, sigorta şirketi tazminat yükümlülüğünün azaltılması ve kaldırılmasına ilişkin halleri 3. kişilere karşı ileri süremeyeceğinden, zarar görene ödeme yaptıktan sonra sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre tazminatın kaldırılmasını ve indirilmesini sağlayabileceği oranda kendi sigorta ettirenine rücu edebilecektir. Taraflar arasındaki ZMSS Genel Şartları B.4.d maddesi gereğince sigorta şirketinin kendi sigortalısından kazaya karışan diğer araç için ödediği tazminatı talep edebilmesi için sigortalı veya sürücüsünün salt alkolün etkisi ile kazaya neden olması gerekir. Böyle bir durumun varlığını ispat yükü sigorta şirketine düşmektedir. Bu nedenle sürücünün aldığı alkolün oranı da doğrudan doğruya sonuca etkili değildir.
HUMK.nun 275.maddesinde “Mahkeme, çözümü Özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir.” hükmüne yer verilmiştir.
Hükme esas alınan rapor, makina mühendisi bilirkişiden alınmış olup, olayın münhasıran alkolün etkisiyle meydana gelip gelmediği hususunda kusur uzmanı bilirkişi ile birlikte nöroloji uzmanından rapor alınması gerekir.
Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunup bulunmadığı konusunda mahkemece nöroloji uzmanı, trafik konusunda uzman bilirikişlerden oluşacak bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediği, alkol dışında başka unsurlarında olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığı, sonuçta olayın tek başına akolün etkisiyle meydana geldiğinin saptanması durumunda oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağından davanın kabulüne, aksi halde reddine karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir.
Sürücünün alkollü olması, alkol oranı yalnız başına hasarın teminat dışında kalmasını gerektirmez. Oluşan hasarın salt alkolün etkisi altında oluşup oluşmadığının saptanması gerekir.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş; aralarında 2 nöroloji ve bir trafik uzmanı bilirkişilerden oluşacak bilirkişi kurulundan olayın oluş şekli, hava ve yol durumu ve dosyadaki diğer deliller birlikte değerlendirilip kazanın mühnasıran
alkolün etkisi altında gerçekleşip gerçekleşmediğinin başka unsurların da etkili olup olmadığının tesbiti hususunda ayrıntılı gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 30.9.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.