YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4642
KARAR NO : 2010/5621
KARAR TARİHİ : 17.06.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı … AŞ. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkili şirkete kasko sigortalı araçta meydana gelen 26.335 TL hasar bedelinin sigortalıya ödendiğini, davalı tarafın olayda %50 oranında kusurlu olduğunu, davalı aracının trafik sigortasından 5.000 TL tahsil edildiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 8.167,50 TL tazminatın ödeme tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Davalılar vekili davanın reddini savunmuştur.
14.11.2008 gün 2007/295 2008/541 sayılı önceki hükmün davalılar vekili tarafından temyizi üzerine Dairenin 29.6.2009 gün 2009/2298-4717 sayılı ilamı ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyulmasından sonra ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı … AŞ vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, TTK’nun 1301.maddesine dayanılarak açılan rücuan tazminat istemine ilişkindir. Uyuşmazlık kırmızı ışık ihlali yapan aracın, davacıya kasko sigortalı araç mı, yoksa davalıların maliki ve sürücüsü olduğu aracın mı, dolayısıyla kusurun hangi tarafta olduğu noktasında toplanmaktadır.
Doktrinde genel kabul gören görüşe göre, işletenlerden hangisinin kusurlu olduğu kesin olarak tesbit edilemiyorsa, tehlike sorumluluğuna katlanma ilkesi uyarınca, zararın işletme tehlikeleri doğrultusunda tehlikeler eşit varsayıldığından zarar ilke olarak yarı yarıya paylaştırılır.
Somut olayda, trafik kaza tesbit tutanağında, her iki sürücüde kendisinin yeşil ışıkta geçtiğini beyan ettiğinden, kim iddiasını ispat ederse, karşı tarafın kırmızı ışık ihlali yaptığı ve kusurlu olacağı belirtilmiş; yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunda ise hangi aracın kırmızı ışık ihlali yaptığı kesin olarak belirlenip aydınlığa kavuşturulamamış bu nedenle kırmızı ışık ihlali yapan aracın sürücüsünün 7/8 oranında, yeşil ışıkta geçen aracın sürücüsünün duramayacak kadar kavşağa yaklaşmış veya girmiş olan diğer taşıtın geçişini beklememesi sebebiyle 1/8 oranında kusurlu olacağı sonucuna varılmış; davacı … vekilinin, müvekkili davacıya sigortalı aracın sürücüsüne yemin teklifi üzerine, sürücü …, kendisinin yeşil ışıkta geçtiğine dair yemini eda ettiğinden, önceki hükümde davanın kabulüne karar verilmiş, davalılar vekilinin temyizi sonucu, Dairenin 29.6.2009 gün ve 2009/2298-4717 sayılı ilamı ile önceki hüküm bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyulmasından sonra, davacı tarafın başkaca bir delille iddiasını ispatlayamadığından bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa dosya kapsamına göre davalı tarafta kendilerinin yeşil ışıkta geçtiğini ispat edememiştir. İşletenlerden hangisinin kusurlu olduğu yeterli araştırma yapılmasına karşın kesin biçimde tesbit edilemediğinden tehlikeler eşit varsayılarak zararın yarı yarıya paylaştırılması sözkonusu olabilecektir.
Bu durumda mahkemece, yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde, tehlikelerin eşit olmadığı kesin olarak ortaya konulmadığından, tehlikeler eşit kabul edilerek %50 kusur oranına göre hüküm kurulması gerekirken, yazılı olduğu biçimde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı … AŞ. vekilinin
temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı … AŞ’ye geri verilmesine 17.6.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.