Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2010/4781 E. 2011/691 K. 03.02.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4781
KARAR NO : 2011/691
KARAR TARİHİ : 03.02.2011

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-

Davacı 3.kişi vekili, Kayseri 6.İcra Müdürlüğünün 2008/15 Esas sayılı takip dosyasında haczedilen menkullerin müvekkiline ait olduğunu, borçlu şirketin haciz yapılan adreste şube açıp sonradan kapattığını, İİK.nun 99 maddesine göre işlem yapılması gerektiğini ileri sürerek haczin kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı alacaklı vekili aynı adreste daha önce yapılan haciz sırasında işyerinin borçlu ile ilgisinin bulunduğunun tespit edildiğini, davacı tarafından sunulan faturalardaki adresin haciz adresi olmadığını, takip konusu çekin verildiği bankada borçlu adresi olarak haciz adresinin gösterildiğini, davacı ile borçlu şirket ortakları arasında organik bağ bulunduğunu, mülkiyet karinesinin alacaklı lehine olup aksinin davacı tarafından ispat edilmesi gerektiğini savunarak davanın reddi ile tazminat istemiştir.
Davalı borçlu davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, haciz yapılan adresin borçlu ile ilgisinin bulunmadığı, davacının haciz adresinde borcun doğumundan çok önce faaliyet gösterdiği, mahcuzların borçluya ait olduğunun alacaklı tarafından ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına davacının tazminat isteminin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekilince temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık, 3.kişinin İİK.nun 96 vd maddelerine dayalı olarak açtığı istihkak davasına ilişkindir.
Dosya içerisinde mevcut ticaret sicil kayıtları ve vergi idaresinin yazılarından davacı 3.kişinin haciz adresinde 2003 yılından itibaren faaliyette bulunmakta iken davacının oğlu ve gelini tarafından 2006 yılında başka bir adreste kurulan borçlu şirketin 31.8.2006 tarihinde, haciz adresinde şube işyeri açılışı bildirdiği, davalı alacaklıdan aldığı… malzemesi için kesilen faturalarda haciz adresinin kullanıldığı tespit edilmiştir. Nitekim borçlu şirketin merkez işyeri adresi olarak bildirilen diğer adresinde bulunmadığından ödeme emri ancak Tebligat Kanunu’nun 35.maddesine göre tebliğ edilebilmiştir.
Tüm bu olgulardan borçlu şirket ve davacı 3.kişinin haciz adresinde birlikte faaliyette bulundukları, İİK.nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesinin borçlu dolayısıyla davalı alacaklı yararına olduğu anlaşılmaktadır. Bu yasal karinenin aksinin davacı 3.kişi tarafından kesin ve güçlü delillerle ispatlanması gerekmektedir.
Davacı 3.kişi dava konusu hacizli mallardan bir kısmına ilişkin olarak 2.2.2008 ve 3.2.2008 tarihli… ve … Kağıt Malzemelerine ilişkin iki adet fatura sunmuş, … yazıcıya ait fatura sunamamıştır. Haciz tutanağının son sırasındaki dolapları kendisinin imal ettiğini beyan etmiştir.
Bu durumda haciz tutanağının 1. ve 3.sırasındaki mallar (… Malzemeleri ile … Kağıt Malzemeleri) misli nitelikte mallar olduğundan, 2. ve 4. sırasındaki malların faturası bulunmadığından, bu malların davacıya ait olduğunun tespiti mümkün değildir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınarak, İİK.nun 97/a maddesinde öngörülen karinenin aksinin davacı tarafından ispatlanamadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 3.2.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.