YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5905
KARAR NO : 2010/10051
KARAR TARİHİ : 25.11.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalılar tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili davalılardan …’in müvekkiline vergi borcu olduğu halde kendisine ait taşınmazı muvazaalı olarak annesi olan diğer davalı …’ye sattığını öne sürerek yapılan tasarrufun iptalini talep etmiştir.
Davalılar davaya karşı cevap vermemiştir.
Mahkemece davalıların yakın akraba olmaları ve ivazlar arasında fahiş fark bulunması nedeniyle davanın kabulüne ve dava konusu 1025 parsel sayılı taşınmazdaki …’e ait 1/4 paya ilişkin tapu kaydının iptali ile davalı … adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, borçlu davalı … ile üçüncü kişi konumundaki davalı …’nin anne oğul olmalarına, bu derece yakın akrabalar arasındaki tasarrufların 6183 sayılı yasanın 28/1 maddesi uyarınca bağışlama hükmünde olup iptale tabi olmasına, bu durumda davalıların iyi niyetli olmalarının sonuca etkili olmamasına ve kararda yazılı diğer gerekçelere göre davalıların diğer temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak, dava 6183 sayılı yasanın 24 ve devamı maddeleri Uyarınca açılan tasarrufun iptali isteğine ilişkin olup bu tür davalarda amaç, borçlunun haciz yada iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da “iyiniyet kurallarına aykırılık” nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır. Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir. Bu yasal nedenle iptal davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nisbi nitelikte yasadan doğan bir dava olup; tasarrufa konu malların aynı ile ilgili değildir. Bu nedenle tasarruf konusu mal taşınmaz ise iptal koşullarının oluşması halinde taşınmazın tapu kaydının iptaline gerek olmaksızın alacaklı davacıya cebri icra yetkisi verecek şekilde sadece tasarrufun iptaline karar verilmesi gerekir. Somut olayda mahkemece davacının davasının kabulüne tasarrufa konu taşınmazın ¼ payına ilişkin tapu kaydının iptaline karar verilmiştir. Bu durumda mahkemece tasarrufa konu 1025 parsel sayılı taşınmazın borçlu davalı … tarafından diğer davalı …’e satışına ilişkin tasarrufun iptali ile alacaklı davacıya asıl alacak ve ferileri ile sınırlı olarak taşınmaz üzerinde cebri icra yapma yetkisi verilmesi gerekirken tapu kaydının iptali ile davalı … adına tapuya tesciline karar verilmesi doğru değil bozma nedeni ise de bu yanlışlığın giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden hükmün HUMK.nun 438/7 maddesi uyarınca düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının birinci bendindeki “Ankara ili …., ilçesi …., köyü 1025 parseldeki … kızı …’e ait ¼ hissesinin tapu kaydının iptali ile …., oğlu … adına tesciline” tümcesinin hüküm fıkrasından çıkarılarak yerine “Ankara ili Çubuk ilçesi Gökçedere köyü 1025 sayılı parselin 1/4 payının borçlu davalı … tarafından diğer davalı …’e 11.10.2004 tarihinde satışına ilişkin tasarruf işleminin iptali ile alacaklı davacıya taşınmaz üzerinde asıl alacak ve ferileri ile sınırlı sınırlı olarak haciz ve satış yetkisi verilmesine” tümcesinin yazılarak hükmün düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine 25.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.