Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2010/6584 E. 2011/1884 K. 03.03.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6584
KARAR NO : 2011/1884
KARAR TARİHİ : 03.03.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, davalı tarafa ait araç sürücüsünün kusurlu hareketi ile meydana gelen kazada davacının yaralandığını açıklayıp, fazlaya dair haklarını saklı tutarak 10.000 TL manevi, 500 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen (davalı … şirketi sadece maddi tazminattan poliçe limiti ile sınırlı olarak) tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili ıslah ile maddi tazminat talebi miktarı toplamını bilirkişi raporu doğrultusunda 3.409,64 TL’ye yükseltmiştir.
Davacı vekili birleşen dava ile, maluliyet zararı konusunda alınan 2. raporda davacının zararının 10.115,87 TL olarak tespit edildiğini, ilk davada yapılan ıslah ile istenen 3.409,64 TL nin mahsup edilerek bakiye 6.706,23 TL maluliyet tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekilleri, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre; asıl davada; davanın kısmen kabulü ile, 5.000 TL manevi ve 2.909,64 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen (davalı … şirketi sadece maddi tazminattan ve bununda 500 TL.si için dava tarihinden itibaren, bakiye kısım için ise ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizden sorumlu olarak) tahsiline, birleşen dava yönünden; yapılan ıslahta fazlaya dair haklar saklı tutulmadığından davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacı vekili ıslah dilekçesiyle fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmadan 2.909,64 TL tazminat talebinde bulunmuştur.
HUMK’nun 87/son maddesinde yer alan “islah suretiyle müddeabinin artılamayacağı” hükmünün Anayasa Mahkemesince iptal edilmesi nedeniyle alacaklı alacağının tümü hakkında dava açabileceği gibi, fazlaya ilişkin hakkını saklı tutmak kaydıyla önce bir bölümünü, sonrada kalan bölümünü talep edebilir. Fazlaya ilişkin hak saklı tutulmadan açılan davada davacı geriye kalan haktan zımnen feragat etmiş sayılır. (HGK’nun 26.3.1986 gün 1984/4-797E, 1986/299K 15.11.1989 gün 1989/4-415E, 1989/587, 14.4.2004 gün 2004/4-200E, 2004/227K, 8.10.2003 gün 2003/9-510E 2003/555K) Bu durumda, davacı ıslah dilekçesinde, fazlaya ilişkin hakkını saklı tutmadığından, ek dava ile fazla talepte bulunamaz.
O halde, dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekili dava dilekçesi ile 500 TL maddi tazminat isteminde bulunmuş, ıslah dilekçesi ile kusur indirimi yapılmak suretiyle bu talebini 3.409,64 TL’ye yükseltmiştir. Bu durumda mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre, 3.409,64 TL maddi tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı biçimde 2.909,64 TL’ye hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
3-Somut olayda uyuşmazlık, haksız eylemden kaynaklanmaktadır. Haksız eylem faili, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir. Ancak, trafik sigorta şirketi bakımından temerrüdün bu tarihte oluştuğunun kabulü mümkün değildir. Zira, sigortacının tazminat giderim yükümlülüğünü düzenleyen KTK.nun 98. ve 99. maddeleri uyarınca, sigortacı maddede belirtilen belgelerin iletildiği tarihten itibaren 8 iş günü sonrasında temerrüde düşer. Davadan önce böyle bir başvurunun bulunmaması halinde ise, dava tarihinde temerrüde düşmüş sayılır.
Dava konusu olayda, davadan önce sigorta şirketine başvuru yapılmadığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla, mahkemece ıslah edilen kısım için dava tarihinde temerrüde düştüğünün kabulü ile davalı … şirketi yönünden dava tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmesi gerekirken, ıslah edilen kısım için ıslah tarihinden itibaren faizine hükmedilmesi isabetli değildir.
SONUÇ: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 ve 3 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 3.3.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.