YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7567
KARAR NO : 2011/3802
KARAR TARİHİ : 21.04.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili davalılardan …’nun müvekkiline olan borcu nedeniyle hakkında yaptıkları icra takibi sırasında borcuna yetecek haczi kabil malının bulunmadığını ancak alacaklılardan mal kaçırmak amacı ile kendisine ait taşınmazlardaki paylarını diğer davalılara sattığını öne sürerek yapılan tasarrufların iptalini talep ederek ayrı ayrı açtığı davalar birleştirilmiştir.
Davalılardan … cevap vermemiş, diğer davalılar davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK.nun 277 ve devamı maddeleri uyarınca açılan tasarrufun iptali isteğine ilişkindir. Aynı yasanın 278/III-1 maddesi uyarınca karı ve koca ile usul ve füru, neseben veya sıhren üçüncü dereceye kadar (bu derece dahil) hısımlar, evlat edinenle evlatlık arasında yapılan ivazlı tasarrufların bağışlama hükmünde olmakla iptale tabi olmalarına, yine aynı yasanın 280/1 maddesine göre malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun, alacaklılarına zarar verme kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumun ve zarar verme kastının, işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde iptal edilebileceği, aynı maddenin ikinci fıkrasında ise üçüncü şahıs, borçlunun karı veya kocası, usul veya füru ile üçüncü dereceye kadar (bu derece dahil) kan ve sıhri hısımları evlat edineni veya evlatlığı ise borçlunun birinci fıkrada beyan olunan durumunu bildiği farz olunur hükmünü içermektedir. Somut olayda borçlu davalı … dava konusu taşınmazlardaki paylarını kardeşinin eşi olan davalı …, kardeşi olan davalı … ilekardeşinin çocukları olan … ve …’ya tapuda satış yaparak devretmiştir. Her ne kadar davalılar bu satışın paydaşların kendi aralarında yaptıkları 18.05.2004 tarihli protokol sonucu müşterek mülkiyetin tasfiyesi amacı ile yapılan işlem olduğunu ve alacaklılardan mal kaçırma gibi bir amaçlarının olmadığını ileri sürmüş ve mahkemece de davalıların bu savunmaları doğrultusunda yapılan satışın aslında davalılar arasındaki protokol hükümlerinin yerine getirilmesi amacı ile yapıldığından borçlu davalı tarafından diğer davalılara yapılan satışın iptaline yönelik davanın reddine karar verilmiş ise de davalılar arasında düzenlenen 18.05.2004 tarihli ve resmi niteliği olmayan protokolün her zaman için düzenlenebilecek türden bir belge olduğundan, bu belgenin üçüncü kişileri bağlayıcı niteliği bulunmamaktadır. Kaldı ki tapudaki devir işlemi taksim değil satış olarak yapılmıştır. Bu durumda borçlu davalı … ile üçüncü kişi olan diğer davalılar arasındaki kanunda yazılı derecede yakın akrabalık bulunması, yine diğer davalıların borçlunun mali durumu ile alacaklıları ızrar kastını bilen veya bilmesi gereken kişilerden olduklarının anlaşılması nedeniyle mahkemece davanın gerek İİK.nun 278/III-2 ve gerekse 280/1-2 maddeleri uyarınca kabulüne karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme sonucu davanın reddine karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 21.4.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.