YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7740
KARAR NO : 2011/2870
KARAR TARİHİ : 30.03.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkilinin kullandığı bisiklete arkadan gelen ve plakası ile sürücüsünün kimliği tespit edilemeyen aracın çarparak kaçtığını, davacının %17 oranında malul kalacak şekilde yaralandığını, yapılan müracaat sonrası davalının ödediği 28.650 TL maluliyet tazminatının yetersiz olduğunu bildirerek 7.100 TL maluliyet tazminatının yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacıya 25.12.2008 tarihinde 28.650 TL ödeyerek sorumluluklarını yerine getirdiklerini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre; aktüerya bilirkişinin raporuna göre davacının maluliyet zararının 35.062,05 TL olup, davalının ödediği 28.560 TL mahsup edilince bakiye zararın 6.502,05 TL olduğu, KTK 111/2 maddesi gereği davalının yaptığı ödemenin yetersizliğinin fahiş nitelikte olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
KTK.nun 111/2 maddesinde,”bu kanunda öngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmalar geçersizdir. Tazminat miktarlarına ilişkin olup da, yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebilir” hükmüne yer verilmiştir. Yasanın bu hükmünden yararlanmak için ibra belgesinin iptalini açıkça veya ayrıca istenmesine gerek olmayıp, dava sırasında bu husus ileri sürülebileceği gibi, yapıldığı tarihten itibaren 2 yıl içinde hükümlerinin kabul edilmediğine ilişkin bir irade açıklaması da yeterlidir. İbranamenin iptali için zarar görene (yetersizlik), zarar verene de (fahiş) iddiası ile iptal hakkı tanınmış, iptal sebebi olarak objektif bir unsur olan bu yetersizliğin veya fahişliğin açıkça belli olması hali kabul edilmiştir.
Somut olaya bakıldığında, taraflar arasında ibraname 20.6.2008 tarihinde tanzim edilmiş ve davacıya 28.560 TL tazminat ödenmiş, dava ise 2 yıllık süre içerisinde 5.1.2009 tarihinde açılmıştır. Yargılama sırasında alınan 1.10.2010 tarihli uzman bilirkişi raporuna göre tazminat miktarının kaza tarihindeki verilere göre 35.062,05 TL olabileceği belirtilmiştir.
Bu durumda mahkemece, bilirkişiden ek rapor alınarak, 20.6.2008 ödeme tarihindeki veriler nazara alınarak hesaplanan tazminat miktarının, davalı tarafından ödenen tazminat miktarına göre yeterli olup-olmadığı değerlendirilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 30.3.2011 günü oybirliği ile karar verildi.