Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2010/803 E. 2010/5849 K. 22.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/803
KARAR NO : 2010/5849
KARAR TARİHİ : 22.06.2010

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı alacaklı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı alacaklı vekili, Bergama 2. İcra Müdürlüğünün 2008/1695 Esas sayılı dosyasından, 24.20.2008 tarihinde yapılan haciz sırasında, davalı 3.kişinin istihkak iddiasında bulunduğunu, belirterek İİK’nun 99.maddesi gereğince 3.kişinin istihkak iddiasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı 3.kişi vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, haciz adresinin 3.kişinin faaliyette bulunduğunun mülkeyet karinesinin aksinin davacı tarafından ispatlanamadığından bahisle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı alacaklı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, alacaklının İİK”nun 99. maddesine dayalı olarak açtığı istihkak iddiasının reddine ilişkindir.
Dava konusu haciz, borçlunun takip adresi olarak belirtilen ve ödeme emrinin tebliğ edildiği adreste ve borçlu temsilcisi huzurunda yapılmıştır. İİK’nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesi borçlu dolayısı ile alacaklı yararındır. İcra Müdürünün hatalı işlemi sonucu alacaklının dava açmak zorunda bırakılması ispat külfetinin yer değiştirmesine neden olmaz. Mülkiyet karinesinin aksinin davalı 3.kişi tarafından kesin ve güçlü delillerle kanıtlanması gerekmektedir.
Haciz sırasında hazır bulunan borçlu temsilcisi … borçlunun faaliyetine son verdiğini ve makineleri ve tüm malları 3.kişi şirkete sattığını ve 3.kişi şirketin 04.12.2007 tarihinden itibaren bu adreste faaliyette bulunduğunu beyan etmiştir. İİK’nun 8.maddesi gereğince icra tutanakları aksi sabit oluncaya kadar geçerli belge niteliğindedir.
Dosya içeriğindeki belgelerden,borç kaynağı ilama ilişkin dava tarihi 04.07.2007 tarihi olup, bu tarihten sonra borçluya ait işyerinin borçlu şirket temsilcisi ile organik bağ içerisinde bulunan 3.kişi şirkete devredildiği anlaşılmaktadır.
Tüm bu olgular birlikte değerlendirildiğinde, haciz adresindeki işyeri borçluya ait iken, borcun doğumundan sonra organik bağ bulunan davalı 3.kişiye devir edildiği, alacaklılardan mal kaçırma amacı ile danışıklı olarak yapılan bu devrin davacı alacaklının haklarını etkilemeyeceği açıktır.
Bir an için, devrin danışıklı olmadığı düşünülse dahi işyeri devrinin İİK’nun 44. madde koşullarına uygun olarak yapıldığı iddia ve ispat edilmediği gibi, BK’nun 179. maddesi gereğince de ticari işletmeyi devir alan kişi, devraldığı işletmenin borçlarından sorumludur.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmadan alacaklı tarafından açılan davanın kabulü yerine aksi düşüncelerle reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı alacaklıya geri verilmesine 22.6.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.