YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8235
KARAR NO : 2011/5005
KARAR TARİHİ : 18.05.2011
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı 3.kişi vekili, Erbaa İcra Müdürlüğünün 2005/548 Esas sayılı dosyasından 26.04.2005 tarihinde haczedilen mahcuzların müvekkili tarafından davalı borçluya 14.05.2003 tarihli kira sözleşmesiyle kiralanan makinalar olduğunu belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasını, davacı lehine tazminata hükmedilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, dava dışı borçlular … … ve …’ün de davaya dahil edilmesi gerektiğini, davanın süresinde açılmadığını, kira sözleşmesinin muvazaalı olduğunu davacı ile borçlu arasında organik bağ bulunduğunu, daha öncede aynı malların başka dosyalarda haczedilmesine rağmen istihkak iddiasında bulunulmadığını belirterek davanın reddi ile %40 tazminatın davacıdan tahsilini savunmuştur.
Davalı borçlu şirket vekili, haciz yapılan işyerinde kiracı olarak davacıya fason iş yaptıklarını belirtmiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve toplanan delillere göre; dava konusu mahcuzların takip konusu borcun doğumundan önce 14.5.2003 tarihli kira sözleşmesiyle davacı tarafından borçluya kiralandığı, hükme esas bilirkişi raporunda dava konusu mahcuzların davacıya ait olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, Erbaa icra müdürlüğünün 2005/548 sayılı icra dosyasında 24.4.2005 tarihli haciz sırasında davalı alacaklı tarafından haczedilen makinalarda Erbaa Noterliğinin 14.5.2003 gün ve 2852 yevmiye numaralı kira sözleşmesine konu olan ve bu sözleşmede 123 sıra altında belirtilen ve cins marka ve numaraları yazılı olan makinaların davacı 3. kişiye ait olduğunu ve makinalar üzerindeki hacizlerin kaldırılmasını, koşulları oluşmadığından
davacının tazminat isteminin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK 96 ve devamı maddeleri gereğince açılmış 3.kişinin istihkak davasına ilişkindir.
Somut olayda her ne kadar, dava konusu mahcuzların davacı tarafından davalı borçluya takip konusu borcun doğumundan önce 14.05.2003 tarihli kira sözleşmesiyle kiralandığı, borcun doğumundan önce yapılmış kira sözleşmesinin muvazaalı olduğunun kabul edilemiyeceği, bilirkişi raporuyla mahcuzların davacıya ait olduğunun belirlendiği, aksinin alacaklı tarafından ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabülüne karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna uygun düşmemektedir. Ticaret Sicil kayıtlarından davalı borçlu şirketin 27.10.2000 yılında kurulduğu, 2550 hissenin davacı 3.kişi şirkete ait olduğu ve davacının bu hisseye kira sözleşmesinin yapıldığı 14.5.2003 tarihine kadar sahip olduğu, bu tarihte 2550 hissenin 2300’ünün diğer kurucu ortak … … devredildiği, o tarihten beri davacının, borçlu şirkette 250 (Sermaye arttırımı sonucu 19.8.2003 tarihinde 300 hisseye) hisse ile ortaklığının devam ettiği anlaşılmaktadır. O halde davacı şirket ile borçlu şirket arasındaki organik bağın varlığı kabul edilmeli, takip konusu borçtan davacı şirketinde hissedar olarak sorumlu olduğunun gözardı edilmemesi gereklidir.
Kabule göre de; dava konusu mahcuzlar borçlu şirketin adresinde ve şirket yetkilisinin huzurunda haczedildiğinden İİK 97/a maddesindeki mülkiyet karinesi, borçlu dolayısıyla alacaklı yararına olup aksinin davacı 3.kişi tarafından inandırıcı ve güçlü delillerle ispatlanması gereklidir. Davacı 3.kişi karinenin aksi bakımından 24.4.2001 tarihli sevk irsaliyesi ve faturalar ile 14.5.2003 tarihli kira sözleşmesi sunmuş ise de fatura dip koçanları istenmemiş, faturayı düzenleyen şirketin temsilcisi tanık olarak dinlenmemiş, faturayı düzenleyen şirketin ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmadan sadece davacının ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Kaldı ki faturadaki mallar ile kira sözleşmesine konu dava konusu mahcuzların aynı mallar olup olmadığı yönünden de keşif yapılarak rapor alınmamıştır. Yine 14.05.2003 tarihli kira sözleşmesine ilişkin kira bedellerinin ödendiği yönünden de delil sunulmadığı gibi bu yönde tarafların ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmamıştır. Dava konusu mahcuzlardan bir kısmının davalı
borçlu şirketin ve şirket ortağı … … …’un borcu nedeniyle 22.12.2005 tarihinde ve şirketin vergi borcu nedeniyle (Vergi Dairesinin 3.3.2006 tarihli yazısı gereği) 10.1.2002, 17.6.2003, 8.2.2005, 29.3.2006, 3.4.2006 tarihlerinde de haczedildiği halde bu hacizlerle ilgili istihkak iddiasıyla dava açıldığı da iddia ve ispatlanamamıştır. O halde tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde kira sözleşmesinin muvazaalı olduğu, kira sözleşmesinin süresi bittiği halde dava konusu mahcuzların halen borçlunun kullanımında olduğu, kira bedelinin ödendiğinin iddia ve ispatlanmadığı, 6.5.2007 tarihli haciz tutanağından davacı 3.kişi şirketin, borçlu şirket yetkilisi … … …’un annesi … ile yaptığı 19.12.2006 tarihli kira sözleşmesi ile muvazaalı işlemlere devam ettiği, davacı ile borçlu arasındaki organik bağın varlığı ve yukarıda açıklanan maddi ve hukuksal olgular nedeniyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi gerekirken dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna uygun düşmeyen gerekçe ile davanın kabulü isabetli görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabülü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 18.5.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.