Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2011/10077 E. 2011/10030 K. 31.10.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/10077
KARAR NO : 2011/10030
KARAR TARİHİ : 31.10.2011

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki istihkak iddiasının reddi davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı (Alacaklı) vekili, Antalya 5.İcra Müdürlüğünün 2009/15472 sayılı dosyasından davalı (borçlu) aleyhine yapılan takipte uygulanan haciz işleminde davalı 3.kişi şirket adına istihkak iddiasında bulunulduğunu, müvekkilinin davalı 3.kişi şirkete sunmuş olduğu mal ve hizmetlerin karşılığını tahsil edememesi nedeniyle alacağını temin için aynı zamanda davalı şirketin yetkilisi de olan borçlu …’dan üç adet şahsi çek aldığını, davalı şirketin bir aile şirketi olduğunu belirterek ileri sürülen istihkak iddiasının reddine ve tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar (borçlu ve 3.kişi) vekili, takip konusu çeklerin müvekkili olan davalı/borçlu … adına olduğunu, borcun müvekkili şirket ile ilgisinin bulunmadığını, …’in davalı şirketin sadece yetkilisi olduğunu, şirket yetkilisi ve ortaklarının şahsi borçlarından dolayı şirkette haciz yapılamayacağını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine dair verilen karar davacı vekilinin temyizi üzerine, Dairenin 20.9.2010 tarih ve 2010/2649-6968 sayılı ilamı ile davacı ve davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarının ibrazı istenerek aralarındaki hukuki ilişkinin incelenmesi, özellikle davacı ile borçlu Muhammet arasındaki ticari ilişkinin neye dayandığının araştırılması, bu konuda bilirkişi raporu alınarak varılacak sonuca göre karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, alınan bilirkişi raporuna göre, davacı şirket ile davalı 3.kişi arasında bir ticari ilişkinin mevcut olduğu ve bu ilişkiye istinaden davacının 3.kişi şirketten alacaklı bulunduğu yönünde görüş bildirildiği, takip borçlusunun borcu nedeniyle, 3.kişi şirkette yetkili müdür sıfatı ile yer alan borçlunun borcundan dolayı sırf akrabalık ilişkisinin öne sürülerek 3.kişi şirket malının haciz konusu yapılamayacağı ve davacı tarafça da malların tüzel kişi malı olduğunun ihtilaf konusu edilmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı (alacaklı) vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davacı alacaklının İİK’nun 99.maddesine dayalı olarak açtığı 3.kişinin istihkak iddiasının reddi istemine ilişkindir.
Dava konusu taşınır mallar 06.6.2009 tarihinde 3.kişi adına kayıtlı işyerinde, ancak, ihtiyati haciz kararında ve takip talebinde gösterilen, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği adreste haczedilmiştir. Her ne kadar takip konusu borç şahsi borç gibi görünse de, borçlu davalı 3.kişi şirketin şirket dışından yetkilisi olduğu gibi, 3.kişi şirketin büyük paylı ortağı borçlunun annesidir ve haciz sırasında borçlunun eşi de hazırdır. Bu haliyle, davalı şirket bir tür aile şirketi niteliğinde olup, borçlunun aile şirketi niteliğindeki bu şirkette adeta gizli ortak konumunda olduğu ve aynı işyerinin faaliyetlerine bizzat katıldığı, 3.kişi şirkette sadece “çalışan-yetkili” konumunda bir kişi olmadığı, 3.kişi şirket ile organik bağı içeren iç içe bir ilişki halinde bulunduğu anlaşılmaktadır.
Öte yandan, borçlunun 3.kişi şirkette yetkili olarak göreve başlama tarihi 11.4.2007 tarihi olup, ilk bakışta şahsi borç gibi görünen takip konusu borcun doğum tarihi bu tarihten sonraki tarihler olduğu gibi, yargılama sırasında
3.kişi tarafından borçlunun alacaklı tarafla şahsi olarak ticari bir ilişkisinin bulunduğu da iddia ve ispat edilmiş değildir.
Daire bozma kararından sonra alınan 29.6.2011 tarihli bilirkişi raporunda, davacı alacaklı ile davalı 3.kişi şirket arasında ticari bir ilişkinin bulunduğu, borçlu ile alacaklı arasında ticari ilişki olmadığı, belirtilmiş olup, yukarıda açıklanan hukuki ve maddi olgular karşısında, alacaklı ile 3.kişi şirket arasındaki ticari iş ve ilişkilerde 3.kişinin yetkilisi olan borçlunun muhatap olduğu, bu durumun ise danışığa dayalı ve ilerde doğması muhtemel uyuşmazlıklarda borcun şahsi borç gibi gösterilmek suretiyle alacaklıdan mal kaçırma amacına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumun alacaklının haklarını etkilemeyeceği açıktır.
Buna göre, borçlu ile 3.kişi arasında organik bağ bulunduğu, dava konusu mahcuzların borçlu ile 3.kişi tarafından birlikte ellerinde bulundurulduğu ve İİK’nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesinin borçlu dolayısı ile alacaklı yararına olduğu kabul edilmelidir.
O halde, 3.kişi ile borçlu arasında alacaklıdan mal kaçırmaya yönelik muvazaalı işlemler yapıldığı kabul edilerek, mahkemece davanın kabulü ile 3.kişinin istihkak iddiasının reddine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ; Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı (alacaklı) vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı alacaklıya geri verilmesine 31.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.