Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2011/12232 E. 2012/1123 K. 06.02.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/12232
KARAR NO : 2012/1123
KARAR TARİHİ : 06.02.2012

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı 3.kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı (üçüncü kişi) vekili, …. İcra Müdürlüğü’nün 2009/17529 Takip sayılı dosyasında yazılan talimat uyarınca, … İcra Müdürlüğü’nün 2009/1154 Talimat sayılı dosyasında yapılan 18.12.2009 günlü hacze konu menkullerin üçüncü kişiye ait olduğunu, borçlu ile ilgisinin bulunmadığını, borçlunun iş yerinin eski kiracısı olması nedeni ile bir takım evrakların ele geçmesinin ticari yaşam içerisinde olağan kabul edilmesi gerektiğini belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, hacizde borçluya ait çok sayıda belgenin ele geçtiğini, yine hacizde hazır bulunan kişinin borçlunun kız kardeşi olduğunu, üçüncü kişi ile borçlu arasında organik bağ bulunduğunu ve alacaklıdan mal kaçırmak için danışıklı olarak istihkak iddiasında bulunulduğunu belirterek davanın reddine ve tazminata karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece toplanan delillere göre: “takip borçlusunun bir dönem davacı şirketin ortağı, aynı zamanda şirket müdürünün kardeşi olduğu, hacizde borçluya ait çok sayıda belgenin ele geçtiği, borçlunun dava konusu haciz adresindeki faaliyetini davacı şirket adı altında sürdürmeye devam ettiği halde alacaklıdan mal kaçırmak için danışıklı ve kötü niyetli olarak istihkak iddiasında bulunulduğu” gerekçesi ile davanın
reddi ile alacaklı yararına alacağın %40’ı oranında kötü niyet tazminatına karar verilmiş; hüküm, davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Dosya içindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı üçüncü kişi vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2.Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğindedir.
İstihkak davalarında alacaklı yararına tazminata hükmedilebilmesi için İİK’nun 97/13. maddesinde aranan tüm koşulların bir arada bulunması gerekir. Buna göre istihkak iddiasının reddinin yanı sıra teminat karşılığında takibin talikine de karar verilmiş olmalıdır. Esasen burada düzenlenen tazminat niteliği itibarı ile de kötüniyet ya da inkâr değil, gecikme tazminatı olarak değerlendirilmelidir.
Somut olayda üçüncü kişinin açtığı dava reddedilmiştir. Ancak takip ertelenmediğinden mahcuzlar üzerindeki haciz de devam etmektedir. Alacaklı her zaman mahcuzların satışını isteyip alacağına kavuşma olanağına sahiptir.
Tazminata ilişkin yasal koşulların oluşmadığı dikkate alınmadan yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Ne var ki belirtilen bu yanlışlığın giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden 6100 sayılı HMK’nun geçici 3/2. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK’nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı üçüncü kişi vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulüne ve kararın hüküm fıkrasının 2. bendindeki “Davalı tarafın alacağın %40’ı oranında kötü niyet tazminat talebinin kabulüne” ibaresinin çıkartılarak yerine “İİK’nun 97/13. maddesindeki yasal koşullar oluşmadığından tazminata hükmedilmesine yer olmadığına“ ibaresinin yazılmasına, hükmün bu şekli ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı 3.kişiye geri verilmesine 6.2.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.