Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2011/12441 E. 2012/1816 K. 20.02.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/12441
KARAR NO : 2012/1816
KARAR TARİHİ : 20.02.2012

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı (üçüncü kişi) vekili, … İcra Müdürlüğü’nün 2008/27806 sayılı takip dosyasında yazılan talimat uyarınca, … İcra Müdürlüğü’nün 2009/4469 sayılı Talimat dosyasında yapılan 20.11.2009 günlü hacze konu menkullerin davacı şirketlere ait olduğunu, borçlunun müşterileri olduğunu, mahcuzlarla ilgisinin bulunmadığını belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına ve tazminata karar verilmesini istemiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, dava konusu mahcuza ilişkin davacı şirketlerin her biri adına ayrı ayrı düzenlenmiş iki fatura sunulduğunu, bunlardan birisini düzenleyen firma ile üçüncü kişi şirketin aynı adreste faaliyet gösterdiğini, ortakları itibarı ile de bağ içinde olduğunu, ayrıca faturalara konu eşyanın tür olarak da hacze konu makineye uymadığını, haciz adresinde bir başka takip dosyasında yapılan hacizde hazır bulunan davacı şirket yetkilisinin gidilen yerin borçlunun önceki eski faaliyet adresi olduğunu kabul ettiğini, bu sırada borçluya ait belgelerin ele geçtiği, internet ortamında davacıların ve borçlunun aynı adresi kullandığını, ortaklar itibarı ile de organik bağ içinde olduklarını, İİK’nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına bulunduğunu belirterek davanın reddine ve tazminata karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı (borçlu), usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara katılmadığı gibi cevap da vermemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre: “ödeme emrinin dava konusu haciz adresinde tebliğ edilmediği, ticaret sicil kayıtlarına göre davacı ve borçlu şirketler arasında organik bağ bulunmadığı, somut olayda İİK’nun 99. maddesi yerine sehven İİK’nun 97. maddesinin uygulanmasının ispat yükünün yer değiştirmesi sonucunu doğurmayacağı, alacaklı tarafın mahcuzların borçluya ait olduğunu kanıtlayamadığı“ gerekçesi ile davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğindedir.
Dava konusu haciz adresinde bir başka takip dosyasından yapılan 16.10.2009 tarihli haciz sırasında hazır bulunan borçlu İdeal Mühendislik …nin eski ortağı …, gidilen yerin borçlunun eski faaliyet adresi olduğunu kabul ve beyan etmiştir. Anılan haciz tutanağı İİK’nun 8/son maddesi uyarınca aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerdendir.
Bu koşullarda İİK’nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olduğunun kabulü gerekir. İspat yükü altında olan üçüncü kişiler ise karinenin aksini her türlü delille kanıtlama olanağına sahiptir.
Davacı taraf, borcun doğumundan önce düzenlenmiş fatura deliline dayandığına göre, öncelikle sunulan faturaların gerçekliği ve mahcuzlara uygunluğu, ayrıca davacı ve borçlu şirketlerin organik bağ içinde olup olmadıkları konularının ticari kayıtlar üzerinden yaptırılacak bilirkişi incelemesi ile saptanması gerekir. Mülkiyet karinesinin aksinin kanıtlanıp kanıtlanmadığı, ayrıca davacıların alacaklıdan mal kaçırmak için borçlu ile danışıklı hareket edip etmediğinin değerlendirilmesi bundan sonra mümkün olacaktır.
Belirtilen tüm bu hususlar dikkate alınmadan eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı biçimde karar verilmesi hatalı olmuştur.
S O N U Ç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklı geri verilmesine 20.2.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.