Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2011/12497 E. 2012/1978 K. 22.02.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/12497
KARAR NO : 2012/1978
KARAR TARİHİ : 22.02.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalılar … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, davalı borçlu … Oto. Konf. Paz. ve Tic. Ltd. Şti.nin borçlarından dolayı ortakları davalı … ve… aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak mal bulunamadığını ileri sürerek borçluların dava konusu taşınmazlarını diğer davalılara satışına ilişkin tasarrufların iptaline ancak bazı taşınmazların elden çıkarılması nedeniyle de bu taşınmazlar yönünden davanın bedele dönüştürülerek karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı borçlu Şirket ile davalı … dışındaki davalılar davanın reddini savunmuştur.
Davalı Şirket ve davalı … usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara gelmemiş ve davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, taşınmazların satış bedeli ile gerçek değerleri arasında fahiş fark bulunduğu ve satışların yakın akrabalar arasında gerçekleştiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalılar … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, davalı …’nın, borçlular …’nin kardeşlerinin karısı ve davalı …’in de borçlular …’nin kardeşlerinin oğlu olmasından dolayı borçluların amme alacağının bir kısmının veya tamamının tahsiline imkan bırakmamak maksadiyle hareket ettiğini bilmesi lazımgelen kimselerden olmaları nedeniyle tasarrufun iptali gerekeceğine (6183 s.K m. 30) ve Davanın 6183 s.K’nın 24 vd. maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkin olmasından dolayı Kanun’un   75. maddesine göre yapılan takip sonunda, borçlunun haczi caiz malı olmadığı veya bulunan malların satış bedeli borcunu karşılamadığı takdirde borçlunun aciz halinde sayılmasının gerekmesine, kaldı ki davacı … Hazinesi yönünden aciz belgesinin aranmayacağının da yerleşmiş Yargıtay uygulaması haline gelmiş olmasına, davacı alacağının miktarına, borçluya ait taşınmazlar üzerindeki kısıtlamalara ve davacı alacağından önce konulmuş hacizlere nazaran borçluların aciz halinin gerçekleştiğinin de anlaşılmasına ve kararda yazılı diğer gerekçelere göre davalılar …’nın temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Tasarrufların iptaline karar verilirken satışların yapıldığı sırada davacı alacağının doğmuş ve (sonra bile olsa) kesinleşmiş amme alacağı miktarları tespit edildikten sonra bu miktarlara göre tasarrufun iptaline karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu gibi davacının alacak miktarı ile takip dosyası belirtilmeden infazda tereddüt oluşturacak şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
3-Davalılar …’in temyiz itirazlarının incelenmesinde, dava 6183 sayılı Kanun’un 24 vd maddelerine dayalı olarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Aynı Kanun’un 26. maddesinde 27, 28, 29 ve 30 uncu maddelerde sözü geçen tasarrufların vukuu tarihinden beş yıl geçtikten sonra mezkur maddelere istinaden dava açılamayacağı hükmüne de yer verilmiştir. Bu maddede belirtilen sürenin hak düşürücü süre olduğu ve resen nazara alınması gerektiği ayrıca hak düşürücü sürenin ilk tasarrufun yapıldığı tarihten itibaren işlemeye başlayacağı, somut olayda 417 ada 63 parsel, 205 ada 16 parsel 401 ada 25 parsel sayılı taşınmazlarda ilk tasarrufların 30/03/2001 tarihinde yapıldığı ve davanın açıldığı 16/10/2006 tarihine kadar da anılan maddedeki sürenin geçmiş olduğu nazara alınarak bu parseller yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi isabetli değildir.

4-Kabule göre de tasarrufun iptali davalarında tarifeye göre hesaplanacak karar ve ilam harcının takip konusu alacak miktarı ile tasarruf konusu taşınmazların tasarruf tarihindeki değerlerinden hangisi az ise o değer üzerinden belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde hesaplanması yanlıştır.
SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar… vekilinin sair temyiz itirazlarını reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar … vekilinin (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle de davalı …,… vetilinin vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz eden davalılar …’e geri verilmesine 22.2.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.