YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/129
KARAR NO : 2011/10500
KARAR TARİHİ : 14.11.2011
MAHKEMESİ : Malatya Asliye 2. Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Hükmüne uyulan bozma ilamında davanın 6183 sayılı Kanun’un 24 vd maddelerine dayalı olarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkin olduğu, tasarrufun iptali davalarında amacın, borçlunun aciz ya da iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da “iyiniyet kurallarına aykırılık” nedeniyle alacaklı Maliye Hazinesine karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla kamu alacağının tahsilini sağlamak olduğu, davacı … Hazinesinin iptal davası sabit olduğu takdirde tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde edeceği ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebileceği, 6183 sayılı Kanun’un 25. maddesine göre tasarrufun iptalinin borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimselerle bunların mirasçılarına ve suiniyet sahibi diğer üçüncü şahıslara karşı isteneceği somut olayda tasarrufu yapan …’ın, borçlu konumunda olmasına rağmen işbu davada davalı olarak yer almadığı, dava dilekçesinde ise vergi yükümlüsü olan davalı şirket temsilcisi olarak yazıldığı bu durumda adı geçen …’ın usulünce davaya dahil edilmesi, delillerinin toplanması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gereğine işaret edilmiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda satışlarda 3. kişi durumunda bulunan davalıların kötüniyetli oldukları, borçlunun mal kaçırma kastını bilen ya da bilebilecek durumda olan kişilerden olduklarının davacı tarafça ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Somut olayda davalı … 4. kişi konumunda olup taşınmazları satın aldığı tarihteki satış bedeli ile gerçek değer arasında mislini aşan fark bulunması tek başına iptal nedeni olmayıp başkaca iptal nedenini ispat yönünde delil sunulmamış olmasına rağmen davalılar …, Baki, Bedriye ve … arasında gerçekleşen satışlar yönünden 6183 sayılı Kanun’un 28/1. bendinde üçüncü dereceye kadar (bu derece dahil) kan hısımlarıyle, eşler ve ikinci dereceye kadar (bu derece dahil) sıhri hısımlar arasında yapılan ivazlı tasarrufların ve 28/2. bendinde ise kendi verdiği malın, aktin yapıldığı sıradaki değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği akitlerin bağışlama hükmünde olduğu ve iptale tabi olduğunun belirtilmiş olması karşısında davalı …’ye yapılan tasarruflarda satış bedelleri toplamı ile taşınmazların gerçek değeri arasında mislini aşan farkın mevcut olduğu hususu ile davalı …’nin de davalı borçlu …’in halası olduğu hususları üzerinde durulmamıştır. Kaldı ki davalı …, … ile … aynı ilçe nüfusuna kayıtlı kişiler olup akit tablolarından anlaşıldığına göre adı geçen davalılar ve davalı … aynı ilçe sınırları içinde oturmaktadırlar. Davalı … 4. kişi konumunda olup taşınmazları satın aldığı tarihteki satış bedeli ile taşınmazların gerçek değerleri arasında mislini aşan fark, bu davalı açısından tek başına iptal nedeni değil ise de davalıların ikamet ettikleri ilçenin büyüklüğü ve bu tür satışların ilçe içinde oturanlar tarafından bilinip bilinemeyeceği ve borçlunun mali durumunun ve alacaklılarından mal kaçırmak ya da alacaklılarını ızrar kastı ile hareket ettiğinin diğer davalılar tarafından bilinip bilinemeyeceği yeterince araştırılmamış, ayrıca davalı …’nin de emlakçı olmasından dolayı borçlunun amme alacağının bir kısmının veya tamamının tahsiline imkan bırakmamak maksadı ile hareket ettiğini bilen veya bilmesi lazımgelen kimselerden olup olmadığı üzerinde de durulmamıştır. Hal böyle olunca yukarıda belirtilen eksikliklerin giderilmesi için hükmün bozulması gerekir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 14.11.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.