Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2011/13071 E. 2012/10944 K. 11.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/13071
KARAR NO : 2012/10944
KARAR TARİHİ : 11.10.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, trafik sigortası bulunmayan aracın neden olduğu kazada müvekkilinin yaralandığını ileri sürerek 36.371,63 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre davanın kabulüne karar verilmiş hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, trafik kazasından kaynaklanan bedensel zararın tazmini istemine ilişkindir. Davalı … davacının yaralanması nedeni ile ödeme yapılarak ibra edildiğini savunmaktadır. KTK’nun 111. maddesi uyarınca tazminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten itibaren 2 yıl içinde iptal edilebilirler. Yasa’nın bu hükmünden yararlanmak için ibra belgesinin iptalinin açıkça ve ayrıca istenmesine gerek olmayıp, dava sırasında bu husus ileri sürülebileceği gibi, yapıldığı tarihten itibaren 2 yıl içinde hükümlerinin kabul edilmediğine ilişkin bir irade açıklaması da yeterlidir. Bu düzenlemeye göre öncelikle davanın süresinde açılıp açılmadığı değerlendirilmelidir.

../…

-2-
2011/13071
2012/10944

Süresinde olduğunun kabulü halinde mahkemece yapılacak iş, ilk önce ödeme tarihi itibariyle yapılan ödemenin yetersiz olup olmadığının belirlenmesidir. Bunun için ödeme tarihi verileri dikkate alınarak yapılacak hesaplama sonucu bulunacak tutar ile ödeme miktarının karşılaştırılarak, ödemenin yeterli bulunması halinde ibra nedeni ile davanın reddine karar verilmesi gerekir. Şayet ödemenin yetersiz olduğu anlaşılırsa bu kez karar tarihine en yakın veriler dikkate alınarak tazminat hesaplanmalı ve zarar ve yararın denkleştirilmesi ilkesi gereğince davalı tarafından yapılan ödemeye hesaplama yapıldığı tarihe kadar geçen süre için yasal faiz uygulanarak, hesaplanan tutardan mahsup edilmelidir. Mahkemece eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
2-Kabul şekline göre de, davalı vekili, kazada motosiklet yolcusu olan davacının motosiklette üçüncü kişi olduğunu, kask takmadığını bu nedenle zararın meydana gelmesinde ve artmasında müterafik kusuru olduğunu savunmuştur. Mahkemece B.K’nun 43 ve 44. maddeleri uyarınca bu savunma üzerinde durularak, savunmalara itibar edilmesi halinde belirlenen tazminattan ayrıca indirim yapılarak hüküm kurulması gerekirken, ceza dosyasında alınan ve davacının kazanın meydana gelmesinde 2/8 oranında kusurlu olduğunu belirten rapora itibar edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda 1 ve 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 11.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.