YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1382
KARAR NO : 2011/8741
KARAR TARİHİ : 06.10.2011
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalılardan …’nın müvekkiline olan borcu nedeniyle hakkında yaptıkları icra takibi sırasında borcuna yetecek haczi kabil malının bulunmadığını ancak alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla kendisine ait olan taşınmazları diğer davalılara sattığını öne sürerek satış işlemlerine ilişkin tasarrufun iptalini talep etmiştir.
Davalılar … ve … davanın reddini istemiş, diğer davalı cevap vermemiştir.
Mahkemece ivazlar arasında fahiş fark bulunmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1)Dosya arasındaki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, dördüncü kişi konumunda olan davalı …’in borçlu davalının mali durumu ile alacaklıları ızrar kastını bilen veya bilmesi gereken kişilerden olduğunun kanıtlanamamasına ve kararda yazılı diğer gerekçelere göre davacı vekilinin davalı …’e yönelik temyiz itirazlarının reddi ile bu davalıya yönelik hükmün onanması gerekmiştir.
2)Davacı vekilinin davalılar … ve …’ya yönelik temyiz itirazlarına gelince; ivazlar arasında fahiş bir fark bulunmadığı ve borçlu davalı ile üçüncü kişi konumundaki davalı … arasında İİK.nun 278/III-1 maddesinde yazılı olduğu derecede bir yakınlık olmadığı anlaşılmakta ise de Davalı … 15.07.2009 tarihli cevap dilekçesinde eşinin borçlu davalının iş yerinde uzun süre çalıştığını, daha sonra iş akdinin feshedildiğini ve kıdem tazminatını alamadığını, bu nedenle bir kısmı kıdem taz-
minatına sayılarak dava konusu edilen taşınmazı satın aldığını bildirmiştir. İİK.nun 279/II-2 maddesinde para veya mutat ödeme vasıtalarından gayri bir suretle yapılan ödemelerin batıl olduğu, aynı yasanın 280/1. maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar verme kastı ile yaptığı tüm işlemlerin borçlunun içinde bulunduğu mali durumun ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde iptal edilebileceği öngörülmektedir. Bu durumda mahkemece davalı üçüncü kişinin borçlu davalıyı daha önceden tanıdığı da göz önüne alınarak borçlu davalı ile üçüncü kişi konumundaki davalı … yönünden olayda İİK.nun 279 ve 280. maddeleri ile davalı …’in taşınmazı elden çıkarması nedeniyle de aynı yasanın 283/2 maddesinin uygulama yerinin olup olmadığının irdelenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere davanın reddine karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
SONUÇ: Yukarda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin davalı …’e yönelik temyiz itirazlarının reddi ile bu davalı ile ilgili hükmün ONANMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin davalılar … ve …’ya yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile bu davalılara yönelik hükmün BOZULMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 1,25 TL kalan harcın temyiz eden davacıdan alınmasına 6.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.