YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1967
KARAR NO : 2011/10079
KARAR TARİHİ : 31.10.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün, süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi. Gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkiline ait araca, davalıların malik ve sürücüsü oldukları aracın tam kusurlu çarpması sonucu hasarlandığını belirterek, 16.213.00 TL’nın, faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … vekili, kusura ve tazminat miktarına itiraz ederek, asıl davanın reddine, karşılık dava olarak da, müvekkili aracında meydana gelen 17.000.00 TL zararın, yasal faiziyle birlikte karşılık davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, karşılık davanın tefriki ile ayrı bir esasa kaydına, davacı vekilinin, verilen kesin süreye rağmen keşif ücretini yatırmadığı, mevcut delil durumuna göre, davacı sürücünün asli ve tam kusurlu olduğu gerekçesiyle, ispatlanamayan asıl davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK.’nun 266. (eski 1086 Sayılı HUMK.’nun 275.) ve takip eden maddeleri uyarınca, mahkemece, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşü alınarak karar
verilmelidir. Sonucu açık ve belli durumlar ayrık olmak üzere, trafik kazalarında kusur oranının ve hasarın tespiti de uzman bilirkişi aracılığıyla yapılmalıdır.
1086 sayılı HUMK.’nun 163. maddesine göre, kanunun tayin ettiği müddetler kesin olduğu halde, hakimin tayin ettiği süreler kural olarak kesin değildir. Hakim, kendi tayin etmiş olduğu bir süreyi, süre geçmeden azaltıp çoğaltabileceği gibi, süre geçtikten sonra tarafa isteği üzerine ikinci bir süre de verebilir. Hakim, tayin ettiği bir sürenin kesin olduğuna karar vermişse, sürenin kesin olduğunun hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede ara kararında açık bir şekilde yazılması, yapılması gereken işlerin neler olduğunun belirtilmesi, tanınan sürenin yeterli ve elverişli olması, süreye uyulmamasının doğuracağı sonuçların açıklanması ve tarafların uyarılması gerekir.
Somut olayda, davacı taraf keşif ve tanık deliline dayanmış, mahkemece, mahallinde trafik bilirkişisi ve tanıklar refakatinde keşif yapılmasına karar verilmiştir. Ancak, süresi içinde keşif giderleri ve bilirkişi ücretinin yatırılmaması üzerine davacıya kesin süre verilerek, yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, kesin süreye ilişkin ara kararında tanıkların isimleri, davetiye giderleri belirtilmediğinden, usule uygun değildir.
O halde mahkemece, bilirkişi ve tanıklar refakatinde mahallinde keşif yapılması veya dosya üzerinden bilirkişi incelemesi yaptırılması için, davacıya usulüne uygun kesin süre verilerek, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 31.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.