YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/2095
KARAR NO : 2011/7374
KARAR TARİHİ : 12.07.2011
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı 3.kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı 3. kişi vekili, Bakırköy 4. İcra Müdürlüğü’nün 2007/8827 takip sayılı dosyasında 14.11.2007 tarihinde trafik kaydına haciz konulan, 06 BC 7065 ve 06 BE 1607 plakalı aracları noterde yapılan sözleşme ile hacizden önce 23.10.2007 tarihinde borçludan satın alındığını belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, borçtan 2 gün önce yapılan satışın muvazaalı olduğunu belirterek davanın reddi ve %40 tazminatın tahsilini savunmuştur.
Davalı borçlular savunma yapmamıştır.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan deliller ve 18.09.2008 tarihli bilirkişi raporu gereğince borçlu şirket ile davacı arasındaki satışın muvazaalı olduğu gerekçesiyle davanın reddine, yasal koşulları oluşmadığından tazminat isteminin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı 3. kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık davacı 3. kişi tarafından açılmış İİK 96 ve devamı maddeleri gereğince istihkak istemine ilişkindir.
Somut olayda dava konusu araçlar 14.11.2007 tarihli hacizden önce 23.10.2007 tarihli noter satış sözleşmeleriyle
2011/2095
2011/7374
borçlu şirket tarafından davacı 3. kişiye satılmıştır. Davalı alacaklı vekili takip konusu borcun 25.10.2007 tarihinde doğduğunu belirtmiş olup borcun daha önce doğduğu iddia ve ispatlanamamıştır.Araçların satış değerleri ile gerçek değerleri arasında fahiş fark bulunmadığı, davacı 3. kişinin borçlunun durumunu ve amacını bilebilecek kişilerden olduğunun iddia ve ispatlanamadığından araç satışlarının muvazaalı olduğunun kabulü mevcut delil durumu ve dosya kapsamına uygun düşmemektedir. 18.09.2008 tarihli bilirkişi raporundaki değerlendirmenin tamamen soyut ifadelere dayalı şahsi kanaat ve görüş içerir nitelikte olması nedeniyle hükme esas alınması isabetli görülmediği gibi iddia ve savunmanın ayrıntılı tahkik ve tespiti maksadıyla bilirkişi incelemesi yaptırılması da HUMK 275. maddesinin özüne aykırı görülmüştür.
Ayrıca aynı araçlarla ilgili açılan ve kesinleşen İstanbul 9. İcra Hukuk Mahkemesinin 2008/519E – 2008/607K sayılı ilamı da bu dosya açısından güçlü delil olarak kabul edilecek nitelikte görüldüğünden davanın KTK 20/d maddesi gereğince kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddi isabetli görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı 3. kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı 3.kişiye geri verilmesine 12.7.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.