YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/2763
KARAR NO : 2011/4463
KARAR TARİHİ : 09.05.2011
Davacı TMSF ile davalılar … ve … arasındaki dava hakkında İstanbul Asliye 1. Ticaret Mahkemesinden verilen 17/03/2010 gün ve 2007/61 E. ve 2010/79 K. sayılı hükmün Dairenin 09/11/2010 gün ve 2010/7411 Esas ve 2010/9590 Karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmiş olup, süresi içinde davacı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
– K A R A R –
Davacı vekili davalılardan …’in müvekkiline olan borcu nedeniyle hakkında yaptıkları icra takibi sırasında alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla ve muvazaalı olarak kendisine ait taşınmazları olarak diğer davalı …’ya sattığını öne sürerek yapılan tasarrufun iptalini talep etmiştir.
Davalılardan … davanın reddini savunmuş, diğer davalı borçlu … ise davayı kabul etmiştir.
Mahkemece hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan temyiz incelemesi sonunda davanın 6183 sayılı yasanın 24 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali isteğine ilişkin olduğu, borçlu davalı … tarafından taşınmazların diğer davalı …’ya satış tarihinin 11.01.2002 olup davanın ise 24.01.2007 tarihinde açıldığı, 6183 sayılı yasanın 26. maddesine göre tasarrufun iptali davalarının tasarruf tarihinden itibaren 5 yıllık süre içinde açılması gerektiği, söz konusu sürenin hak düşürücü süre olup, mahkemece resen nazara alınması gerektiği bu nedenle mahkemece ‘davanın hak düşürücü süre yönünden reddine’ karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması ve kararda yazılı diğer gerekçelere göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanmasına karar verilmiş davacı vekili bu defa karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
5411 S.K’nun 138/II. fıkrasında bu Kanunun 107 nci maddesi uyarınca bir bankanın, borçlarının, taahhütlerinin
yüklenilmesi veya alacaklarının devralınması hâlinde, bu borç, taahhüt ve alacaklarla ilgili olarak açılmış veya açılacak dava ve icra takiplerinde kanunlarda yazılı zamanaşımı ve hak düşürücü süreler dâhil her türlü sürenin, alacağın devralındığı veya borcun, taahhüdün yüklenildiği tarihten itibaren Fon bakımından dokuz ay süre ile duracağı hükmüne yer verilmiş ve aynı Kanun’un Geçici 16. maddesinde de bu Kanun ile Fon alacağının tahsili bakımından yarar görülerek zamanaşımı ve diğer konularda Fon lehine getirilen hükümlerin makable şamil olacağı belirtilmiş olmasına göre mahkemece, davacının açtığı işbu dava açısından hak düşürücü sürenin 9 ay süre ile durup durmadığının tartışıldıktan sonra bir karar verilmesi gerekir. Bu nedenle mahkeme kararının onanması doğru görülmemiş, Dairemiz ilamının kaldırılarak yerel mahkeme hükmünün yukarıdaki açıklamalar ışığında bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 09.11.2010 tarih 2010/7411 Esas 2010/9590 Karar sayılı ilamının kaldırılarak kararın açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 09/05/2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi