YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3283
KARAR NO : 2011/4646
KARAR TARİHİ : 11.05.2011
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak iddiasının reddi davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R
Davacı alacaklı vekili, … 3. İcra Müdülüğünün 2007/2434 sayılı takip dosyasında 3.5.2007 tarihinde haczedilen mehkullerin borçluya ait olduğunu, haczin borçluya ödeme emri tebliğ edilen adreste yapıldığını, borçlunun haciz sırasında hazır bulunduğunu ileri sürerek 3. kişinin istihkak iddiasının reddini talep etmiştir.
Davalı borçlu, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece ödeme emrinin istihkak iddiasında bulunan 3. kişinin adresinde bizzat borçluya tebliğ edildiği borçlunun haciz sırasında hazır bulunduğu borçlu ile 3.kişi arasında bağlantı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hükmün davalı borçlu tarafından temyizi üzerine karar, Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 7.10.2008 gün 2007/21230-2008/15267 sayılı ilamıyla İİK.nın 99.maddesine göre açılan istihkak davalarında zorunlu hasım olan 3. kişinin davaya katılımının sağlanması gerektiği belirtilerek bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyularak 3. kişi davaya dahil edilmiş, 3. kişi vekili cevabında takip borçlusunun müvekkili şirketin hissedarı olduğunu, ortakların kişisel borçlarından dolayı şirket mallarının haczedilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece takip konusu çeklerin borçlunun sahşına ait olduğu, borçlunun ortağı ve temsilcisi olduğu 3. kişiye ait işyerinde bulunmasının normal bir durum olduğu, mahcuzların 3. kişiye ait olduğuna dair sunulan fatura aksinin davacı tarafından ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık, alacaklının İİK.nun 99. maddesine dayalı olarak açtığı 3. kişinin istihkak iddiasının reddi davasına ilişkindir.
Haciz, 3.5.2007 tarihinde takip ve borçluya ödeme emri tebliğ edilen adreste borçlunun hazır bulunduğu sırada yapılmıştır. İİK.nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesi borçlu dolayısıyla alacaklı yararınadır. Bu yasal karinenin aksinin davalı 3. kişi tarafından kesin ve inandırıcı delillerle ispat edilmesi gerekir. Mahkemece dava konusu borcun, borçlunun şahsi borcu olduğu şirket ortaklarının şahsi borçlarından dolayı şirket mallarının haczedilemeyeceği kabul edilerek davanın reddine karar verilmiş ise de, mahkemenin bu kabulü dosya içeriğine uygun düşmemektedir. Davacı alacaklı vekili dava konusu takibin 3. kişiye mal (mobilya) satımından kaynaklandığını, 3. kişi şirketin müvekkilinden satın aldığı bu malları kendi mağazasında sattığını, karşılığında verilen çeklerin 3. kişi şirketin de sorumlu ortağı olan borçlu tarafından şahsen imzalandığını, borcun borçlunun şahsi borcu gibi görünse de aslında davalı 3. kişi şirketin borcu olduğunu beyan ederek satılan mallara ilişkin faturalar ve borcun ne şekilde ödeneceğini düzenleyen taraflar arasında imzalanan 24.1.2007 tarihli potokol sunmuştur. Protokolde takip borçlusunun imzası bulunmakla birlikte içeriğinden ticari ilişkinin davacı alacaklı ile davalı 3. kişi arasında olduğu borcun 3. kişi şirketin borcu olduğu açıkça anlaşılmaktadır. Ayrıca 3. kişi tarafından ibraz edilen ve istenilen her kişi adına her zaman düzenlenmesi olanaklı fatura ve vergi kaydınında mülkiyeti ispata yeterli belgelerden olmadığı gerçeği karşısında davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı alacaklıya geri verilmesine 11.5.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.