Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2011/3341 E. 2011/8955 K. 10.10.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3341
KARAR NO : 2011/8955
KARAR TARİHİ : 10.10.2011

-Y A R G I T A Y İ L A M I –
MAHKEMESİ : Denizli Asliye 2. Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı borçlu … aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunmadığını ileri sürerek davalı …’ın üzerine kayıtlı taşınmazını davalı …’e satışı işlemine ilişkin tasarrufun iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı …, davanın reddini savunmuştur.
Davalı … vekili, aciz vesikasının bulunmadığını, iyi niyetli olduklarını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece taşınmazın satış değerinin, gerçek değerinin pek aşağısında olduğunun kabul edilemeyeceği, borçlu Hasan’ın davalı …’nın akrabası olduğunun ve zarar verme kastının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK’nın 277 vd. maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
İcra ve İflas Kanununun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun aciz ya da iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da “iyiniyet kurallarına aykırılık” nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır.
Borçlunun aciz ya da iflasından önce yaptığı iptale tabi tasarrufları, üç grup altında ve İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde düzenlenmiştir. Ancak, bu maddelerde iptal edilebilecek bütün tasarruflar, sınırlı olarak sayılmış değildir. Kanun, iptale tabi bazı tasarruflar için genel bir tanımlama yaparak hangi tasarrufların iptale tabi olduğu hususunun tayinini hakimin takdirine bırakmıştır (İİK.md.281). Bu yasal nedenle de, davacı tarafından İİK.nun
278, 279 ve 280.maddelerden birine dayanılmış olsa dahi, mahkeme bununla bağlı olmayıp, diğer maddelerden birine göre iptal kararı verebilir (Y.H.G.K.25.11.1987 Tarih, 1987/15-380 Esas ve 1987/872 Karar sayılı ilamı).
Somut olayda davalı borçlu Hasan ile davalı …’nın aynı köyden oldukları ve birbirlerini tanıdıkları, kendi beyanları ve tanık anlatımları ile sabittir. Davacı ve davalı tanıklarının beyanlarına göre davalı borçlu halen dava konusu taşınmaz üzerindeki evde oturmaya devam etmekte olup, borçlunun kira ilişkisine dair geçerli bir belge de sunulmuş değildir. Davalı borçlunun tasarruf işleminden sonra geçen 4 yıllık süre boyunca bu şekilde dava konusu taşınmazda oturmaya devam etmesi hayatın olağan akışına uygun düşmemektedir. Bu nedenle davalı …’nın, borçlu Hasan’ın alacaklılarından mal kaçırmak ya da alacaklılarını ızrar kastı ile hareket ettiğini bilebilecek kişilerden olduğunun kabulü gerekmektedir (İİK. 280/I). Hal böyle olunca yukarıdaki açıklamalar ışığında mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile usul ve yasaya aykırı bulunan hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı …’ya geri verilmesine 10.10.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.