YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3469
KARAR NO : 2011/12118
KARAR TARİHİ : 12.12.2011
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün, süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi. Gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkili şirkete kasko sigortalı araca, davalıların malik ve sürücüsü oldukları aracın tam kusurlu çarpması sonucu hasarlandığını belirterek sigortalıya ödenen 2.446.37 TL’nın ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar, duruşmaya gelmemiş ve davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere, benimsenen bilirkişi raporuna ve kusur durumuna göre, davalı … … yönünden davanın kabulü ile, 2.446.37 TL’nın 21.08.2009 ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte bu davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dava, TTK.’nun 1301. maddesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir.
1086 sayılı HUMK.nun 381-389,(6100 sayılı HMK.’nun 294.- 298.) maddelerinde hükmün tefhimi, nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. HUMK.’nun 389. HMK.nun 298 maddesi; hüküm sonucu kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak
şekilde gösterilmesinin zorunlu olduğu açıklanmıştır. Başka bir anlatımla, tesis edilen hüküm, infazı kabil ve uygulanabilir olmalıdır.
Somut olayda, kısa kararda, “ … plakalı aracın gelen kayıtlarına göre, davalı … ile ilgisi bulunmadığından bu davalıya ilişkin açılan davanın husumet nedeniyle reddine, ” denildiği halde, gerekçeli kararda, bu davalı yönünden olumlu – olumsuz hüküm kurulmamış olması usul ve yasaya aykırıdır.
2- Kabule göre:
2918 Sayılı KTK.’nun 20/d maddesi hükmü uyarınca, noterlerce gerçekleştirilen devir işlemleri araç mülkiyetinin devri için yeterli olup, işlemin tamamlanması için trafik kaydına alıcı adına tescil işlemi yapılması mutlak koşul değildir. Tescil işlemi idari bir tasarruf olup, yaptırılmaması ayrı bir yaptırıma tabidir ve mülkiyetin devri için kurucu nitelik taşımaz. Bunun sonucu olarak da, trafik kayıtları mülkiyeti gösteren sicillerden olmakla birlikte, bu karine kesin değildir. Ayrıca noter satışıyla devralan, adına tescil işlemi yaptırmamış olsa dahi aracın maliki sayılır.
Somut olayda, davacı vekilinin temyiz dilekçesine ekli belgelerden, kazaya karışan ve dava dışı … adına kayıtlı … plakalı araç, … 20. Noterliği’nin 29.07.2009 tarih, 19218 yevmiye numaralı “Araç Satış Sözleşmesi” ile davalı …’ya satılmıştır. Kaza ise, 04.08.2009 tarihinde meydana gelmiştir. Mahkemece, anılan noter satış sözleşmesinin onaylı sureti ilgili noterlikten getirtilerek incelenip sonucuna göre karar verilmemesi de hatalı olmuştur.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve 2 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 12.12.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.