YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3948
KARAR NO : 2011/8962
KARAR TARİHİ : 10.10.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı … tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı borçlu … aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunmadığını ileri sürerek davalı …’ın üzerine kayıtlı taşınmazını davalı …’a ve Fesih’in de davalı …’a satışı işlemine ilişkin tasarrufun iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili, taraf sıfatlarının olmadığını, aciz vesikasının olmadığını, iyiniyetli olduklarını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalılar … ve …’a usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara gelmemiş ve davaya cevap vermemişlerdir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş hüküm davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, İİK.nun 277 ve devemı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
HUMK.nun 388. maddesinin 3-5 bentleri (HMK 297/1.a-e) hükümlerine göre mahkeme kararlarının asgari olarak iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, mahkemece incelenen maddi ve hukuki olay ve meselelerin özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçenin ne olduğu hususlarını ihtiva etmeleri zorunlu bulunmaktadır. Yine Anayasa’nın 141. maddesinin 3. fıkrası hükmü de tüm mahkeme kararlarının gerekçeli olmasını gereğini içermektedir. Kararlara konulması gereken gerekçeler sayesinde taraflar hükmün hangi maddi ve hukuki sebeplere dayandırıldığını anlayabilecekleri gibi karar
aleyhine kanun yoluna başvurulduğunda da HUMK’nın 428. maddesi uyarınca Yargıtay incelemesi sırasında ancak bu gerekçe sayesinde kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığı saptanabilir.
Somut olayda temyize konu yapılan mahkeme hükmü HUMK’nın 388. ve Anayasa’nın 141/3 maddesinde belirtilen unsurları ve özellikle gerekçenin ne olduğunu ihtiva etmemekte; sadece kısa kararın verilmesinden sonra gelişen olaylara ilişkin yazışmalara ilişkin hususlar açıklanmıştır. Böyle bir karar gerekçe içermediği için yasaya aykırı olduğu gibi HUMK’nın 428. maddesine göre Yargıtay denetimi olanağını da ortadan kaldırdığından davalılar vekillerinin bu yöndeki temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalıların sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı …’a geri verilmesine 10.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.