YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/401
KARAR NO : 2011/1401
KARAR TARİHİ : 21.02.2011
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
BİRLEŞTİRİLEN DOSYA :… 11.İcra Hukuk Mahkemesi (2009/1325 Esas)
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı asıl ve birleştirilen davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı-birleşen davalı (alacaklı) vekili ile davalı-birleşen davacı 3.kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı (alacaklı) vekili, müvekkilinin alacağından dolayı dava dışı borçlu şirket aleyhine … 11.İcra Müdürlüğünün 2009/7977 Esas sayılı dosyasından yapılan takipte, alınan talimat ile Sincan 5.İcra Müdürlüğünün 2009/2006 Tal. sayılı dosyası üzerinden 27.8.2009 tarihinde yapılan haciz işlemine karşı, davalı 3.kişi tarafından istihkak iddiasında bulunulduğunu ileri sürerek, istihkak iddiasının reddine, takibin devamına ve tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı (3.kişi) vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuş ve tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı-birleşen davacı 3.kişi tarafından, Mahkemenin 2009/1325 Esas sayılı dosyası üzerinden davacı-birleşen davalı alacaklıya karşı açılmış olan istihkak davasına ilişkin dosya bu dosya ile birleştirilerek yargılamaya devam edilmiştir.
Mahkemece, toplanan delillere göre; Asıl davada; dava dışı borçlu şirketin adres bırakmadan haciz adresinden daha önceden ayrılmış olduğu, davacı (alacaklı) tarafından borçlu şirket ile davalı (3.kişi) şirket arasında organik bağ bulunduğunun ve işyeri devri olduğunun kanıtlanamadığı, menkul malı elinde bulunduranın malın maliki olduğu karinesi-
nin davalı 3.kişi lehine olduğu gerekçesiyle, davanın reddine, birleştirilen davada; davalı-davacı 3.kişi tarafından yersiz dava açıldığı ve esasa girilmediği gerekçesiyle, reddine karar verilmiş; hüküm, davacı-birleşen davalı (alacaklı) vekili ile karşılık olarak davalı-birleşen davacı 3.kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-) Hüküm 3.kişi vekili tarafından katılma yolu ile temyiz edilmiş ise de temyiz dilekçesinin temyiz defterine kaydedilmediği ve temyiz harcının yatırılmadığı anlaşıldığından, 3.kişi vekilinin karşı temyiz dilekçesinin REDDİNE,
2-) Davacı (alacaklı) vekilinin temyiz istemi yönünden yapılan incelemede;
Dava, davacı alacaklının İİK’nun 99.maddesine dayalı olarak açtığı 3.kişinin istihkak iddiasının reddi istemine ilişkindir.
İİK.nun 8.maddesi uyarınca, aksi sabit oluncaya kadar geçerli haciz tutanağı içeriğine göre, dava konusu haciz işlemi 27.8.2009 tarihinde, borçlunun ticaret sicilinde kayıtlı adresinde, borçlunun yokluğunda ve 3.kişi adına kayıtlı işyerinde yapılmış, haciz sırasında hazır bulunan 3.kişi çalışanı işyerinin patronu tarafından borçlu şirketten devir alındığını belirtmiş, haciz sırasında mahalde olan ve işyerinin bulunduğu AVM yöneticisi borçlu şirketin Şubat/2009 tarihinde adresten taşındığını, yerin boşaltıldığını, daha sonra 3.kişi şirketin geldiğini ifade etmiş, haciz işlemi tamamlandığı sırada gelen davalı 3.kişi yetkilisi ise çalışanın beyanının aksine devir kelimesini kabul etmediğini, işyerinin mal sahibinden boş olarak kiralandığını belirterek istihkak iddiasında bulunmuştur.
Öte yandan, haczin yapıldığı işyerinin bulunduğu AVM yönetiminin Daire geri çevirme kararından sonraki 29.12.2010 tarihli yazısında göre, borçlu şirket 19.11.2008 tarihinde adresten ayrılmıştır.Takip konusu borcun doğum tarihi bu tarihten sonra 16.1.2009 tarihli çekten kaynaklanmakta ise de davalı 3.kişinin aynı yerdeki şube açılış ve borçlu ile aynı konudaki ticari faaliyetinin başlama tarihi de 19.11.2008 tarihidir.
Hernekadar, davalı 3.kişi ile borçlu şirket ortakları arasında akrabalık vs.yönünden organik bağ olmadığı görülmekte ise de borçlu şirketin işyerinden ayrıldığı tarih
ile 3.kişi şirketin aynı gün işe başlaması şeklindeki işlemler hayatın olağan akışına uygun düşmemektedir.
Kaldı ki, davalı 3.kişi mülkiyeti ispat yönünden mahcuzlara ilişkin fatura vs.bir belge de ibraz etmemiştir.
Mahkemece, dava dışı borçlu ile davalı 3.kişi arasındaki işlemlerin, alacaklıdan mal kaçırma amacına yönelik danışıklı işyeri devri niteliğinde olup olmadığı, devir varsa bu durumun alacaklıların haklarını etkilemeyeceği, bir an için işyeri devrinin danışıklı olmadığı düşünülse dahi, borçlu ile 3.kişi arasındaki ilişki ticari işletme devri niteliğinde ise, bu durumda İİK’nun 44. ve Borçlar Kanununun 179.maddelerinin uygulanması gerektiği yönü üzerinde yeterince durulmamıştır.
O halde, mahkemece yapılması gereken iş, borçlu ve 3.kişi şirketlerin ticari defter ve kayıtlarının getirtilerek, dava konusu mahcuzların ticari kayıtlarda yer alıp almadığı, bu şirketler arasında mahcuzlarla ilgili bir devir-satış işlemi bulunup bulunmadığı yönünden konusunda uzman bir bilirkişiden rapor alınması, haciz tutanağındaki beyanlar ve borçlu şirketin adresten ayrıldığı tarih konusunda oluşan çelişkilerin giderilmesi, ondan sonra dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirilerek varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ; Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı-k.davacı 3.kişi vekilinin temyiz dilekçesinin reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı-k.davalı (alacaklı) vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı-k.davalı (alacaklı)’ya geri verilmesine 21.2.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.