Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2011/4319 E. 2011/12308 K. 15.12.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/4319
KARAR NO : 2011/12308
KARAR TARİHİ : 15.12.2011

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, müvekkiline trafik sigortalı davalıya ait aracın karıştığı trafik kazasında 3. kişiye ait aracın hasarlandığını, zarar gören aracın kasko sigortası şirketine 2.270 TL hasar bedelinin ödendiğini, davalı aracının sürücüsünün olay anında alkollü olduğunu bu nedenle davalı hakkında … 1. İcra Müdürlüğünün 2009/5489 sayılı dosyasında 2.270 TL asıl alacak ve ferileri yönünden takip yapıldığını, davalı sigortalının itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek itirazın iptali ile takibin devamına ve inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, aracını kaza tarihinden önce…’a haricen sattığını, resmi satışının yapılmadığını, kazayı İsmail’in yaptığını, kendisinin kusurunun olmadığını, sürücü hakkında dava açılması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile davalının … 1. İcra Müdürlüğünün 2009/5489 sayılı icra dosyasına itirazının iptali ile takibin devamına, inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, 2918 sayılı KTK.nun 20/d maddesi uyarınca noterlerce yapılmayan her türlü araç satışı ve devir işlemlerinin geçersiz olmasına kaldı ki bu davanın ancak … poliçesinin akidi olan sigortalı hakkında açılabilmesine göre davalı …’un aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, … sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali şeklinde açılan rücuen tazminat istemine ilişkindir.
2918 sayılı KTK.nun 48. maddesinde alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir. Karayolları Trafik Yönetmeliğinin “Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı” baslıklı 97/1 maddesinde; alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra bu konu ile ilgili olan “b-2” bendinde; alkollü içki almış olarak araç kullandığı tesbit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0.50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları belirtilmiştir.
Öte yandan … Genel Şartlarının B.4.d maddesinde; tazminatı gerektiren olay işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak kendilerine verilen kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak araç sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olay yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa sigortacının sigorta ettirene rücu hakkı olduğu açıklanmıştır.
Bununla birlikte … Genel Şartlarının B.4.d maddesinin dayanağını teşkil eden KTK.nun 48. maddesinin yasaklamayı düzenleyen ilk fıkrasında alkollü içki almış olması sebebiyle güvenli araç sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaklanmış olup, aynı maddenin 2. fıkrasındaki yönetmelik düzenlenmesine olanak tanıyan hükümde yasaklama yetkisi yönetmeliğe bırakılmış olmadığından Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 97. maddesinde yukarıda
anılan yasa hükmü tekrarlandıktan ve mütakip uyuşturucu veya keyif verici maddeler ile alkollü içkilerin oranlarının ne şekilde saptanacağı belirlendikten sonra yasada yer alan hükmü dikkate almadan salt 0.50 promilin üstünde alınan alkol miktarına göre araç kullanma yasağı getirilmesinin yasal dayanağı bulunmadığından geçersiz bulunmaktadır. Geçersiz yönetmelik hükümlerinin yasaya aykırı bir şekilde genel şart olarak kabulüde mümkün değildir.
O halde, hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik böyle bir durumda hasarın teminat dışında kaldığının ispat yükü TTK.nun 1281. maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir.
Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından mahkemece nöroloji uzmanı hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin alkol dışında başka unsurların da olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin belirlenmesi durumunda oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağından davanın kabulüne, aksi halinde reddine karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir. (YHGK.nun 23.10.2002 gün ve 2002/11-768-840; YHGK.nun 14.12.2005 gün 2005/ 11-624-713 sayılı ilamları)
Somut olayda davalı aracının sürücüsü… 0,65 promil alkollü olarak araç kullanırken karşı istikametten gelen dava dışı …’ya ait …’ın yönetimindeki araçla çarpışmıştır. Yukarıda açıklanan ilkelere göre davalı aracının sürücüsünün alkollü olması yalnız başına hasarın teminat dışında kalmasını gerektirmez. Oluşan hasarın salt alkolün etkisi altında oluşup oluşmadığının saptanması gerekir. Kaza tesbit tutanağında ve hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalı aracının sürücüsünün şeride tecavüz etme kuralını ihlalden %75 oranında (asli) ve kazaya karışan karşı aracın sürücüsünün aracın hızını aracın yük ve teknik özellikleriyle görüş, yol, hava, ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmamak
kuralını ihlal etmekten %25 oranında (tali) kusurlu olduğu belirtilmiş; davacı vekili 31.12.2010 tarihli oturumda bilirkişi raporuna diyeceği olmadığını beyan etmiştir. Mahkemece bilirkişi raporunda tesbit edilen 3.027,39 TL hasarın davalı tarafın kusur oranına tekabül eden 2.270 TL asıl alacak ve ferileri yönünden itirazın iptaline, takibin devamına karar verilmiştir.
Her ne kadar kazanın oluşunda alkolün münhasıran etkisi yönünden nöroloji uzmanı bilirkişi incelemesi yapılmamış ise de; kazaya karışan 3. kişiye ait aracın sürücüsünün de kusurlu olması münhasırlığı ortadan kaldıran sebeplerden olduğundan buna gerek kalmamıştır. Bu durumda mahkemece davaya konu trafik kazasının tek başına (salt münhasıran) alkolün etkisiyle meydana gelmediğinin, karşı aracın sürücüsünün kusurunun da olayın meydana gelmesinde rol oynadığının, 3. kişiye ait araçta oluşan hasarın davacı tarafça düzenlenen … poliçesi teminatı kapsamında kaldığının kabulü ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken kendi içinde çelişkiye düşülerek hem karşı aracın sürücüsünün olayda %25 oranında kusurlu olduğunun hem de kazanın münhasıran davalı aracın sürücüsünün aldığı alkolün etkisiyle meydana geldiğinin kabulü ile yazılı olduğu biçimde davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı …’un temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı …’a geri verilmesine 15.12.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.