Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2011/4612 E. 2011/8897 K. 10.10.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/4612
KARAR NO : 2011/8897
KARAR TARİHİ : 10.10.2011

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı (3.kişi) vekili, davalı alacaklı tarafından borçlu aleyhine yürütülen takipte, Bakırköy 1.İcra Müdürlüğünün 2009/887 Tal. sayılı dosyasından 06.3.2009 tarihinde uygulanan haciz işleminde borçlu ile ilgisi bulunmayan müvekkiline ait işyerindeki menkullerin haczedildiğini ileri sürerek, haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece; mahcuzların davacıya ait olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmiş, hüküm davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 3.kişinin İİK’nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak açtığı istihkak davasına ilişkindir.
Dava konusu taşınır mallar 06.3.2009 tarihinde 3.kişi adına kayıtlı işyerinde haczedilmiş ve borçlunun 3.kişinin işyeri ile bir bağı görünmüyor ise de; haciz işlemi borçluya ödeme emrinin tebliğ edildiği adreste uygulanmıştır. Davalı borçlu, davacı 3.kişinin babası olup, davacı … davalı taraf tanıkları borçluyu işyerinde görmediklerini, tanımadıklarını bildirmişlerdir. Ancak, dava konusu mahcuzlar alacaklı tarafından 3.kişiye satışı yapılan mahcuzlar olsa da, dosya içindeki bilgi ve belgelere göre, takip 31.1.2009 keşide tarihli çeke dayalı olarak başlatılmış ve 3.kişi tarafından keşide edilerek alacaklıya verilen çekin bağlı olduğu hesap
borçlu adınadır ve borçlu tarafından bankaya bildirilen iş adresi haciz işleminin yapıldığı adrestir. Bununla birlikte, takip borçlusu kendi adına olan hesaptan çek karnesi almaya, kullanmaya, teslim ve tesellüme, çek kesmeye, ciro etmeye, kendi adına kesilmiş çekleri ciro ederek tahsil etmeye ve ahzu kabza yönelik olarak oğlu olan davacı 3.kişiye borcun doğum tarihinden önceki bir tarih olan 24.8.2005 tarihinde noterden vekaletname vermiştir. Anılan vekaletnamede ve 3.kişi tarafından noter huzurunda verilen 13.8.2007 tarihli imza beyannamesinde gösterilen adreslerde de borçlu ile 3.kişinin aynı adreslerde ikamet ettikleri görülmektedir. Borçlunun takip dayanağı çekin bağlı olduğu banka dışındaki bir bankaya da aynı şekilde kendi adına çek imzalaması için 3.kişi olan oğluna verdiği vekaletname örneğini ibraz ettiği de anlaşılmaktadır.
Buna göre, alacaklı tarafından fiilen 3.kişiye satılan, teslim edilen ve fatura edilen malların karşılığında, 3.kişi tarafından imzalanan çekle, alacaklıya karşı borçlanan gerçek anlamda 3.kişi değil, 3.kişinin babası olan borçludur. Bu durum olağan hayat deneyimlerine aykırıdır. Kaldı ki, sonucu değiştirmeyecek olsa da, takip borçlusunun başka bir yerde ticari faaliyetinin bulunduğu iddia ve ispat edilmiş olmadığı gibi, mahcuzların başka yerden alındığı yönünde 3.kişi tarafından ibraz edilen fatura vs.bir belge de mevcut değildir.
O halde, borçlunun davacı oğlu (3.kişi) ile birlikte ticari faaliyette bulundukları, dava konusu mahcuzların borçlu ile 3.kişi tarafından birlikte ellerinde bulundurulduğu ve İİK’nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesinin borçlu dolayısı ile alacaklı yararına olduğu kabul edilmelidir. Yukarıda açıklanan hukuki ve maddi olgular karşısında, yasal mülkiyet karinesinin aksinin 3.kişi tarafından kesin ve güçlü delillerle ispat edildiğinden de söz edilemez.
Bu nedenle, mahkemece, 3.kişi ile borçlu arasında alacaklıdan mal kaçırmaya ve muhtemel takipleri önlemeye yönelik muvazaalı işlemler yapıldığının kabulü ile davanın reddine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ; Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı (alacaklı) vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 10.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.