YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/5396
KARAR NO : 2012/1550
KARAR TARİHİ : 14.02.2012
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 14.2.2012 Salı günü davacı … Bank A.Ş vekili Av. … ve davalı … vekili Av. … geldiler. Diğer davalılardan gelen olmadı. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacı ve davalı … vekilleri dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü.
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı borçlular … aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak mal bulunamadığını ileri sürerek borçluların, dava konusu şirket hisselerini davalılar …’a satışına ilişkin tasarrufların iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekilleri davanın reddini savunmuştur.
Diğer davalı borçlular, usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara gelmemiş ve davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, hisselerin gerçek değerlerinin üzerinde bedellerle satıldığı, davalılar …’un borçluların içinde bulunduğu durumu bildiği ya da bilebilecek durumda olduğunun kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava …nın 277 vd. maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
İcra ve İflas Kanununun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz yada iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da “iyiniyet kurallarına aykırılık” nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır.
İcra ve İflas Kanununu 282. maddesi gereğince iptal davaları borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimseler ile bunların mirasçıları aleyhine açılır. Ayrıca, kötüniyetli üçüncü şahıslar hakkında da iptal davası açılabilir.
Borçlunun aciz ya da iflasından önce yaptığı iptale tabi tasarrufları, üç grup altında ve İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde düzenlenmiştir. Ancak, bu maddelerde iptal edilebilecek bütün tasarruflar, sınırlı olarak sayılmış değildir. Kanun, iptale tabi bazı tasarruflar için genel bir tanımlama yaparak hangi tasarrufların iptale tabi olduğu hususunun tayinini hakimin takdirine bırakmıştır ( İİK.md.281 ). Bu yasal nedenle de davacı tarafından İİK.nun 278, 279 ve 280.maddelerden birine dayanılmış olsa dahi, mahkeme bununla bağlı olmayıp, diğer maddelerden birine göre iptal kararı verebilir ( Y.H.G.K.25.11.1987 Tarih, 1987/15-380 Esas ve 1987/872 Karar sayılı ilamı ). Genelde denilebilir ki, borçlunun iptal edilebilecek tasarrufları, alacaklılarından mal kaçırılmasına yönelik olarak yapılan ivazsız veya aciz halinde yapılan tasarruflar ile alacaklılarına zarar verme kastıyla yapılan tasarruflardır.
Somut olayda davalı borçlular …, hisseleri devredilen… A.Ş’nin ortakları oldukları gibi davalı Abdülkadir de aynı şirketin hakim ortağı durumundaki … Holding …nin yönetim kurulu başkanı konumundadır. Adı geçen Holding ile … A.Ş’nin merkez adresinin aynı olduğu da dosyaya ibraz edilmiş olan Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinin 10/3/2006 tarihli nüshasından da anlaşılmaktadır. Bu durumda davalı Abdülkadir’in, devraldığı hisselerin malikleri Ayhan ve Adnan’ın alacaklılarından mal kaçırmak ya da alacaklılarını ızrar kastı ile hareket ettiğini bilebilecek kişilerden olduğunun ve davalı …’un ise davalı
… Yapı Gayrimenkul İnşaat Sanayi ve Ticaret …de yönetim kurulu başkanı ve yönetim kurulu başkan yardımcısı olarak çalıştığı ayrıca Türk Eximbank’ta yönetim kurulu başkanı ve yönetim kurulu başkan yardımcısı olarak beraber çalıştıkları da sunulan belgelerden bellidir. Davalı …’un, davalı … ile uzun yıllar süren yakın çalışma arkadaşlığı ve ortaklığından dolayı bu davalının alacaklılarından mal kaçırmak ya da alacaklılarını ızrar kastı ile hareket ettiğini bilebilecek kişilerden olduklarının (İİK. 280/I) kabulü gerekir.
Yukarıda açıklandığı üzere davalıların birbirlerini tanıdıkları ve 3. kişi durumundaki …’in borçluların alacaklılarından mal kaçırmak ya da alacaklılarını ızrar kastı ile hareket ettiğini bilebilecek kişilerden olduklarının kabulü ile hasıl olacak sonuca göre bir karar vermek gerekirken yazılı şekilde yanılgılı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi isabetli değildir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 900.00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 14.2.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.