YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/5680
KARAR NO : 2012/1552
KARAR TARİHİ : 14.02.2012
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 14.2.2012 Salı günü davacı … Giy. İnş. Kuy. Tes. İth. İhr. San. Tic. Ltd. Şti. vekili Avukat … ve davalı … vekili Avukat … geldi. Diğer davalı taraftan gelen olmadı. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacı ve davalı … vekilleri dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı borçlu Murat aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunamadığını ileri sürerek borçlunun, dava konusu taşınmazını davalı …’a satışına ilişkin tasarrufun iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili ile davalı … davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalı 3. kişi Sayım’ın kötüniyetinin ispatı yönünde delil sunulmadığı, davalılar arasında akrabalık olmadığı, satışın rayiç bedeli karşılar nitelikte bulunduğu, geçici yada kesin aciz belgesi ibraz edilmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava İİK.nın 277 vd. maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
İİK.nın 277 ve devamı maddeleri uyarınca açılan tasarrufun iptali davalarında davacı alacaklı tarafından kesin veya geçici aciz belgesinin ibraz edilmesi gerekir.
Somut olayda davacı tarafından dosyaya kesin aciz belgesi ibraz edilmemiştir. Mahkemece, kesin ya da geçici aciz belgesinin sunulmadığı da belirtilerek davanın reddine karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Davanın dayanağını teşkil eden icra takibinde 11/12/2009 ve 15/12/2009 tarihli 17/12/2009 tarihli hacizlerde yeterli mal haczinin yapılamadığı ve borçlunun borcu karşılar başka malının da bulunmadığı nazara alındığında haciz tutanakları geçici aciz belgesi yerine geçer. Ancak borçlu Murat’a ait tapu kayıtlarının dosya içinde mevcut olduğu gözetilerek bu taşınmazların borcu karşılar nitelikte olup olmadıkları gerekirse bilirkişi incelemesi yaptırılarak tespit edilmeli ve borçlunun aciz ya da iflasından önce yaptığı iptale tabi tasarrufları üç grup altında ve İİK.nın 278, 279 ve 280. maddelerinde düzenlendiği ancak bu maddelerde iptal edilebilecek bütün tasarrufların sınırlı olarak sayılmış olmadığı, Kanun’un, iptale tabi bazı tasarruflar için genel bir tanımlama yaparak hangi tasarrufların iptale tabi olduğu hususunun tayinini hakimin takdirine bıraktığı (İİK.md.281), bu yasal nedenle de davacı tarafından İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerden birine dayanılmış olsa dahi mahkemenin bununla bağlı olmayıp diğer maddelerden birine göre de iptal kararı verebileceği ( Y.H.G.K.25.11.1987 Tarih, 1987/15-380 Esas ve 1987/872 Karar sayılı ilamı ) dikkate alınıp 3. kişi ile borçlunun oğlunun arkadaş oldukları iddiası üzerinde de durularak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm tesisi doğru değildir.
2- Kabule göre de, davalı 3. kişinin tapuda ödenen miktara ilave olarak ödeme yapıp yapmadığı her zaman düzenlenmesi mümkün adi nitelikteki belge ile ispat edilemez. Borçlu ile 3. kişi ya da borçlu ile emlak komisyoncusu arasında yapılan sözleşmenin de alacaklı tarafı bağlayıcı özelliği yoktur. Bu durumda taşınmazın tapudaki satış bedeli ile tasarruf tarihindeki gerçek değeri arasında mislini aşan fark bulunduğu açık olmasına karşın bedel farkının oluşmadığının kabulü de doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 900.00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 14.2.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.