YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/5830
KARAR NO : 2011/7042
KARAR TARİHİ : 04.07.2011
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün, süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkiline ait, davalıya kasko sigortalı aracın, meydana gelen trafik kazası sonucu hasarlandığını, başvuruya rağmen davalı … şirketinin ödeme yapmadığını belirterek, ıslâh ile artılınmış toplam 9.669.00 TL’nın, kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, kaza tarihi ve saati itibariyle poliçe prim peşinatı ödenmediğinden müvekkili şirket sorumluluğunun başlamadığını, davacı tarafından kredi kartı ile ödeme talimatının hasardan sonra verildiğini, tazminat miktarını kabul etmediklerini, temerrüde düşmediklerini bildirerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, Daire’nin 21.12.2009 gün, 2009/5579 – 8690 Esas ve Karar sayılı bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonunda, davacının, kredi kartından otomatik ödeme yapılması için verilmiş yazılı talimatı bulunmadığı, kredi kartını teslim ettiği kişilerin yetkili acente veya tali acente olmadığı, ilk prim rizikodan sonra yatırıldığından, davalı … şirketinin sorumluluğunun başlamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemenin bozmadan önceki kararında, davalı … şirketince bütün prim taksitlerinin tahsil edildiği ve poliçenin ayakta tutulduğu, bu nedenle hasardan sorumlu Kuveyt
2011/5830
2011/7042
Türk … Bankası A.Ş. Adana Şubesi’nin davaya açık muvafakat vermediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Daire ilâmında, dava konusu araç, rehin hakkı sahibi banka tarafından rehinin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapılarak satılmış ise, rehin hakkı sona erdiğinden muvafakate gerek olmadığı, bu durumda yargılamaya devam edilerek davacının uğradığı gerçek zararın tespiti ile sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden bahisle karar bozulmuştur.
Mahkemece, bozma ilâmına uyulduğundan, rehinle ilgili sorunun aşılması halinde, gerçek zarar miktarı belirlenerek hükmedilmesi hususu kesinleşmiştir.
O halde mahkemece, bozma gerekleri yerine getirilerek bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmlesine 4.7.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.