YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/5914
KARAR NO : 2012/4463
KARAR TARİHİ : 10.04.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalıların maliki, sürücüsü ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortacısı olduğu araçta yolcu olarak bulunan davacının meydana gelen kazada yaralandığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 1.000 TL maddi, 10.000 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … şirketi vekili, davanın reddini istemiştir.
Davacı vekili 22.4.2008 tarihli celsede davalılar … ve … hakkında açtıkları davadan feragat ettiklerini, davalı … şirketi hakkında açtıkları davaya devam ettiklerini belirtmiştir.
Mahkemece davacı vekilinin feragat beyanına göre alacaklının borçlulardan biri hakkındaki feragatinin diğer borçluları da etkileyeceği, alacaklının müteselsil borçlulardan birinin vaziyetini iyileştirdiği takdirde bu fiilin sonuçlarına şahsen katlanacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava trafik kazasında yaralanmadan kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. Davacı kazaya neden olan aracın maliki sürücüsü ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortacısı hakkında dava açmış yargılama aşamasında araç sürücüsü ve malik hakkındaki davasından feragat etmiş sigorta şirketi hakkında açtığı davaya devam ettiklerini belirtmiştir. Davalılar, davacıya karşı Borçlar Kanununun 51. maddesi ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Yasasının 85.maddesi hükümleri gereğince eksik teselsül hükümlerine göre müteselsilen sorumlu olup, tazminatın nihai sorumlusu araç sürücüsüdür. Davacı, tam teselsülde olduğu gibi, bütün zararının tazminini müteselsil borçlulardan hepsinden isteyebileceği gibi birinden de isteyebilir.
Borçlar Kanunu’nun 145/1. maddesi hükmüne göre, Tediyesi ile veya yaptığı takas ile borcun tamamını veya bir kısmını iskat etmiş olan müteselsil borçlulardan biri, sakıt olan borç nispetinde, diğer borçluları halas etmiş olur.yani sorumlulardan birinin zararı ödemesi halinde, diğerleri bu oranda borçtan kurtulurlar. Ancak, müteselsil borçluların borçtan tamamen veya kısmen kurtulabilmeleri, alacaklının bilfiil tatmin edilmiş olması halinde söz konusudur. Bunun aksinin kabul edilebilmesi için ya alacaklının teselsülden açıkça feragat etmiş olması, yahutta böyle bir feragatın durumdan kesin olarak anlaşılması lazımdır.BK.145/2. maddesinde ise Eğer müteselsil borçlulardan biri borç tediye olunmamış iken ondan kurtulmuş ise, diğer borçlular ancak halin veya borcun mahiyetinin irae ettiği nispette bu beraetten istifade edebilirler. Yine, Borçlar Kanunu’nun 147. madde hükmüne göre, rücu hakkından yararlanan müteselsil borçlulardan her biri ödediği miktar oranında alacaklının haklarına halef olacağı ve alacaklının diğerleri zararına, müteselsil borçlulardan birinin durumunu iyileştirdiği takdirde bu fiilin neticelerini şahsen tahammül edeceği düzenlenmiştir. Mahkemece açıklanan bu hususlara göre davalılar araç maliki ve sürücüsünün davacıya yaptığı bir ödeme bulunup bulunmadığı araştırılarak BK.145/1-2 ve BK.147. maddesi birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm verilmiş olması doğru görülmemiştir.
SONUÇ; Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 10.4.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.