Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2011/6463 E. 2011/11393 K. 29.11.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/6463
KARAR NO : 2011/11393
KARAR TARİHİ : 29.11.2011

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı 3.kişi vekili, İzmir 6.İcra Müdürlüğü’nün 2007/4799 Takip, Didim İcra Müdürlüğünün 2007/669 talimat, İzmir 12. İcra Müdürlüğünün 2008/275 takip, Didim İcra Müdürlüğünün 2008/730 talimat sayılı dosyasından 10.4.2009 tarihinde haczedilen mahcuzların müvekkiline ait olduğunu belirterek istihkak iddiasının kabülü ile haczin kaldırılmasını, %40 tazminatın tahsilini dava ve talep etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, haczin borçlunun senet ve tebligat adresinde ve borçlunun huzurunda yapıldığını muvazaalı işyeri devri nedeniyle davanın reddini, %40 tazminatın tahsilini savunmuştur.
Borçlu savunma yapmamıştır.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan delillere göre; haciz yapılan işyerinin 2006 yılından itibaren dava dışı … adına kayıtlı olduğu, 14.2.2007 tarihli yoklama fişine göre borçlunun bu yerde işçi olarak çalıştığı, 25.3.2009 tarihli yoklama fişine göre …’in işyerini davacıya devrettiği, ayrıca … ile davacı arasında yapılan noter sözleşmesi gereği işyerinde bulunan ve hacze konu menkullerinde davacıya devredildiği, borçlunun anılan işyerinde işçi olduğu, senetlerde adres olarak haciz adresini göstermesi ve kartvizit bastırmış olmasının işyerini ve dava Konusu mahcuzların sahibi olduğunu ispatlamaya yetmediği gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu mahcuzlar üzerindeki hacizlerin kaldırılmasına davacının tazminat isteminin reddine karar verilmiş, hüküm davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-2004 Sayılı İcra ve İflas Kanununun 4949 sayılı Yasanın 101. maddesiyle değişik 363. maddesi hükmüne göre; Yasa’nın yürürlüğe girdiği 30.7.2003 tarihinden sonra icra mahkemelerince verilecek kararların temyiz edilebilmesi için, temyize konu dava değerinin 2.000.000.000 TL.’yi geçmesi gerekir.
İİK’na 4949 sayılı Yasa’nın 102. maddesiyle eklenen Ek 1. madde uyarınca da; bu parasal sınır, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 298. maddesi uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerlendirme oranında artırılması suretiyle uygulanır. Bu şekilde belirlenen sınırların (on milyon TL) 10.00.YTL‘yi aşmayan kısımları dikkate alınmaz.
2009 yılında bu parasal sınır 4.030,00TL olarak uygulanmıştır.
Somut olayda, dava konusu İzmir 12.İcra Müdürlüğünün 2008/275 takip Didim İcra Müdürlüğünün 2008/730 Talimat sayılı dosyası yönünden temyiz konusu dava değeri (alacak miktarı) 2.742,65 TL dir.
Bu durumda hüküm anılan takip dosyası yönünden kesin nitelik taşıdığından davalı alacaklı vekilinin İzmir 12.İcra Müdürlüğünün 2008/275 takip Didim İcra Müdürlüğünün 2008/730 Talimat sayılı dosyası yönünden temyiz dilekçesinin reddi gerekmiştir.
2-Davalı alacaklı vekilinin İzmir 6.İcra Müdürlüğü’nün 2007/4799 Takip, Didim İcra Müdürlüğünün 2007/669 talimat sayılı dosya yönünden temyiz itirazlarına gelince; Dava konusu 10.4.2009 tarihli haciz borçlunun tebligat adresinde ve huzurunda yapılmış,istihkak iddiasının reddine ilişkin 29.4.2009 tarihli karar haciz adresinde borçluya tebliğ edilmiştir. Aynı adreste aynı borç nedeniyle 1.11.2007 tarihli hacizde borçlunun hazır bulunduğu ödeme taahhüdünde bulunması nedeniyle haciz yapılmadığı, 28.8.2008 tarihli hacizde borçlunun hazır bulunduğu ödeme taahhüdünde bulunması ve vergi kaydının … adına olması nedeniyle haczin yapılmadığı, alacaklı vekilinin 28.8.2008 tarihli haczin yapılmamasına ilişkin müdürlük işleminin iptaline ilişkin olarak açtığı şikayet davasında verilen Didim İcra Hukuk Mahkemesinin 28.11.2008 tarihli kararının 17.3.2009 tarihinde haciz adresinde borçluya bizzat tebliğ edildiği, 21.5.2009 tarihli haczin aynı adreste borçlu huzurunda yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda İİK 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin borçlu dolayasıyla alacaklı yararına olduğu, karine aksinin kesin ve güçlü delillerle davacı 3.kişi tarafından ispatlanması gerektiği, davacı 3.kişi tarafından sunulan 25.3.2009 tarihli yoklama fişi ve 19.8.2008 tarihli eşya devir sözleşmesinin borçtan ve takipten sonra düzenlemiş olması nedeniyle karine aksinin ispatı bakımından kesin ve güçlü delil niteliğinde olmadığı, dosya kapsamından davalı borçlunun borç tarihi itibarıyla dava dışı amcasının oğlu … ile birlikte haciz adresinde çalışırken borçtan sonra işyerinin davacı kardeşine devredilmesinin alacaklılardan mal kaçırma amacıyla yapılmış muvazaalı devir olduğu, borçluya ait kartvizitlerden haciz adresinde davacı 3.kişi ve dava dışı …’le birlikte çalıştığı ticari faaliyetine … ve daha sonra davacıya devredilen işyerinde anılan kişiler adına olan vergi kaydı üzerinden devam ettiği dolayısıyla muvazaaya dayalı 3.kişinin istihkak iddiasının reddine karar verilmesi gerekirken dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna uygun düşmeyen gerekçeyle davanın kabulü isabetli görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle İİK’nun 363, 365/3 Eki 1. maddeleri uyarınca davalı alacaklı vekillerinin temyiz dilekçesinin REDDİNE, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davalı alacaklı yararına BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 29.11.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.