Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2011/6756 E. 2012/963 K. 02.02.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/6756
KARAR NO : 2012/963
KARAR TARİHİ : 02.02.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı şirket vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, müvekkili şirkete kasko sigortalı araçta meydana gelen 7.620 TL hasar bedelinin sigortalıya ödendiğini, davalının trafik sigortasından 1.200 TL tahsil edildiğini, davalı tarafın olayda tamamen kusurlu olduğunu belirterek bakiye 6.420 TL’nın ödeme tarihinden işleyecek reeskont faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı duruşmalara katılmadığı gibi davaya yazılı olarakta cevap vermemiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile 6.420 TL tazminatın 1.8.2001 ödeme tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı şirket vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, TTK’nun 1301.maddesine dayanılarak açılan rücuen tazminat istemine ilişkindir. Yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz toplanıp tartışılabilmesi davanın süratle sonuçlandırılabilmesi, öncelikle tarafların yargılama gününden haberdar edilmesi ile mümkündür. Kişinin, hangi yargı merciinde duruşmasının bulunduğunu, hakkındaki iddia ve isnatların nelerden ibaret olduğunu bilebilmesi, usulüne uygun olarak tebligat yapılması ile sağlanabilir. 1982 Anayasasının 36.maddesi ve HUMK’nun 73.maddesi (HMK 27.mad) uyarınca çek açık bir şekilde vurgulanan temel kurala göre, mahkeme tarafları dinlemeden, onları iddia ve savunmalarını bildirmeleri için usulüne uygun olarak davet etmeden hükmünü veremez.
Değinilen işlemleri yanında tebligat, bilgilendirme yanında, belgelendirme özelliği de bulunan bir usul işlemidir. Bu nedenle tebliğ ile ilgili 7201 sayılı Tebligat
Kanunu ve Tüzüğü hükümleri tamamen şeklidir. Kanun ve Tüzüğün amacı, tebliğin muhatabına ulaşması, konusu ile ilgili olarak kişilerin bilgilendirilmesi ve bu hususun belgeye bağlanmasıdır. Hal böyle olunca, kanun ve tüzük hükümlerinin en ufak ayrıntılarına kadar uygulanması zorunludur.
Somut olayda, dava dilekçesi davalı şirkete muhatap tevziat saatinde adreste bulunmadığından 2 nolu formül adrese yapıştırıldı. Evrak muhtar …’a teslim edildi” şeklinde tebliğ edilmiş olup, muhatabın adreste bulunmama sebebi araştırılmamış, muhatabın geçici olarak mı sürekli mi adresinden ayrıldığı hususu ile devamlı surette ayrılması halinde yeni adresinin tesbiti cihetine gidilmemiş, tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini mümkün oldukça en yakın komşularından birine varsa yönetici yada kapıcıya bildirilmemiştir. Bu halde davalı tarafa Tebligat Kanunu 21.maddesi ile Tüzüğün 28.maddesi hükümlerine uygun şekilde tebligat yapıldığından söz edilemez.
Bu durumda mahkemece davalı tarafa usule uygun şekilde dava dilekçesinin tebliği ile savunma ve delillerinin toplanması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde taraf teşkili sağlanmadan, yargılamaya devam edilerek hüküm kurulması savunma hakkının kısıtlanmasına yönelik esaslı usul hatası olduğundan hükmün bozulması gerekmektedir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı… Gıda San. Tic. Ltd. Şti vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 2.2.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.