YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/7174
KARAR NO : 2011/12413
KARAR TARİHİ : 15.12.2011
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı (üçüncü kişi) vekili, … 6. İcra Müdürlüğü’nün 2009/3562 sayılı Takip dosyasında yapılan 20.05.2009 günlü hacze konu menkullerin davacı üçüncü kişiye ait ödemeleri yapılmış faturalı eşyalar olduğunu, borçlu ile ilgisinin bulunmadığını, işleri kötüye giden borçlu şirketin haciz adresini önceden terk ettiğini, davacının boş olarak kiraladığını belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, dava konusu haczin borçlunun ticaret sicil kaydında geçen adresinde yapıldığını, aynı yerde daha önce yapılan hacizde alacaklı tarafından borçlu şirkete satılan mallara rastlandığını ve borçlu çalışanlarının da hazır bulunduğunu, bu sırada üçüncü kişinin faaliyeti ile ilgili belge sunulamadığını, dava konusu hacizde önceki hacze konu bir kısım kumaşın muhafaza altına alındığını ve ek haciz uygulandığını, istihkak iddiasının kötü niyetli olarak ileri sürüldüğünü ve ilk hacze karşı yasal süresi içinde istihkak iddiasında bulunulmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı (borçlu …), usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara katılmadığı gibi cevap da vermemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre: “her ne kadar haciz adresi borçlu şirketin ticaret sicil kaydında geçen faaliyet adresi ise de borçlunun tasfiye halinde olduğu, ödeme emrinin başka bir adreste tebliğ edildiği ve davacı şirket ile aralarında bir bağ bulunduğunun belirlenemediği, dava konusu haciz adresinde yapılan daha önceki hacizde de davacı şirketin faaliyet gösterdiğinin tespit edildiği, sunulan faturaların dip koçanlarının ticari kayıtlarda yer aldığının, ödemelerinin yapıldığının ve mahcuzlara uygunluğunun bilirkişi eli ile belirlendiği, buna göre istihkak iddiasının kabulü gerektiği“ gerekçesi ile davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğindedir.
Dava konusu haciz adresinde iki haciz yapılmıştır. 09.03.2009 tarihli ilk hacizde üçüncü kişi hazır bulunarak iş yerinin ve mahcuzların kendisine ait olduğunu belirterek istihkak iddiasında bulunmuş, İİK’nun 97. maddesindeki prosedür işletilmemiştir. Aynı adreste 20.05.2009 günü yapılan muhafaza ve ek haciz işlemi sırasında ise … Tekstil Ltd. Şti.nin faaliyet gösterdiği tespit edilmiş, çalışanı huzurunda işlem yapılmıştır. İlk hacizle ilgili 26.03.2009 günlü takibin devamı kararı alınmış, ancak üçüncü kişi ya da vekiline tebliğ edilmemiştir. Davacı üçüncü kişi ikinci hacizden sonra 7 günlük yasal süresi içinde doğrudan istihkak davası açmıştır.
09.03.2009 tarihinde 10.660,00.-TL değerinde kumaş haczi yapılarak hazır bulanan … …’a yediemin olarak bırakılmıştır. 20.05.2009 günlü ikinci hacizde ise bunların bir bölümünün yerinde olduğu belirtilerek 3.119,00.-TL değerinde kumaş muhafaza altına alınmış, ancak bu tespit için yediemin hazır edilmemiş, 1.602,00.-TL değerinde de ek haciz yapılmıştır. Dava konusunun ve değerinin belirlenebilmesi için gerekli olduğu halde yedieminin muhafaza işlemi sırasında hazır edilmediği görülmüştür. Dava dilekçesi içeriğinden ise ikinci hacizde muhafazası yapılan kumaş ve ek haciz ile ilgili istihkak davası açıldığı anlaşılmaktadır. Buna göre muhafazası yapılan kumaşla ilgili ve sınırlı olarak ilk hacze karşı da dava açıldığının kabulü gerekir. Ne var ki
dava dilekçesi açıklattırılmadığından ve muhafaza sırasında yediemin hazır edilmediğinden dava konusunun hangi hacizlere ve mahcuzlara ilişkin olduğu, dava değerinin ne olduğu konusundaki tereddütler giderilememektedir.
Mahkemece yediemin refakatinde yapılacak keşif incelemesi ile muhafazası yapılanların kendisine teslim edilen kumaşlar olup olmadığı öncelikle saptanmalı, bundan sonra dava konusu ve değeri her bir haciz açısından ayrı ayrı belirlenmelidir.
Öte yandan dava konusu hacizlerin yapıldığı yer borçlu şirketin ticaret sicil kaydında geçen faaliyet adresidir ve icra takibine dayanak senet üzerinde de burası gösterilmiştir. Buna göre İİK’nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olduğunun kabulü gerekir. İspat yükü altında olan üçüncü kişi karinenin aksini kanıtlamak için adi nitelikteki kira sözleşmesi, vergi levhası gibi delillerin yanı sıra faturalara dayanmaktadır. Bunların hepsi de borcun doğumundan sonra düzenlenmiştir.
Faturaların hepsinin … Tekstil Ltd. Şti. tarafından düzenlendiği, 04.02.2009–18.02.2009 arasında ticari emtiasının önemli bir bölümünü ya da tamamını davacıya devrettiği anlaşılmaktadır. Bu şirket haciz adresinin bulunduğu yerde, ancak bir başka sokak ve numara sayılı yerde faaliyet göstermektedir.
Üçüncü kişi iş yerinin her iki hacizde de kendisine ait olduğunu iddia etmektedir, ancak ikinci hacizde bir başka şirketin faal olduğuna dair vergi levhası görülmüş ve dava ve takip dışı bu şirketin çalışanı hacizde hazır bulunmuştur. Davalı alacaklı taraf, istihkak iddiasının alacaklıdan mal kaçırmak için muvazaalı olarak ileri sürüldüğünü, hatta ilk hacizde hazır bulunan … … isimli şahsın borçlu şirketin çalışanı olduğunu savunmaktadır.
Bu koşullarda borçlu ve davacının danışıklı hareket edip etmediklerinin saptanması gerekir. Bunun için de davacının ne zamandan beri vergi mükellefi olduğu, hangi alanda ve adreste faaliyet gösterdiği, borçlu şirketin eski çalışanı olup olmadığı, … … isimli şahsın borçlu çalışanı olup olmadığı gibi konular vergi dairesi ve … aracılığı ile re’sen araştırılmalıdır. Ayrıca faturaları düzenleyen … Tekstil Ltd. Şti.nin ve ikinci hacizde faal gözüken … Tekstil adlı şirketin ilk kuruluşundan itibaren ticaret sicil kayıtlarının getirtilerek üçüncü kişi ile ve borçlularla organik bağ içinde olup olmadığına bakılmalı, faturaların gerçekliği yönünde satıcı şirketin ticari kayıtları üzerinde de bilirkişi incelemesi yaptırılmalı, bu sırada ödemelerin ne
şekilde yapıldığı da irdelenmeli, bundan sonra gerekli görülürse mahallinde yapılacak keşif incelemesi ile faturaların mahcuzlara uygunluğu yine alanında uzman bilirkişi eli ile saptanmalıdır.
Belirtilen tüm bu hususlar dikkate alınmadan eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı biçimde karar verilmesi isabetli olmamıştır.
S O N U Ç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 15.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.