YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/7518
KARAR NO : 2012/1873
KARAR TARİHİ : 20.02.2012
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkili şirkete ait, davalıya kasko sigortalı aracın, şirket çalışanı Ahmet Turan’ın zilyetliğinde iken oğlu Cengiz Turan tarafından izinsiz alınarak kullanımı sırasında meydana gelen tek taraflı kazada hasarlandığını, başvuruya rağmen davalı … şirketinin ödeme yapmadığını belirterek 15.000.00 TL’nın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, aracın rıza dışında alındığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, kazanın, münhasıran sürücünün aldığı alkolün etkisiyle meydana geldiğini, Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5.5. ve A.5.6. maddeleri uyarınca zararın teminat dışında kaldığını bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, kazanın, münhasıran sürücünün aldığı alkolün etkisi altında meydana geldiğinin kabulü mümkün değil ise de, Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5.6. maddesi uyarınca zararın teminat kapsamı dışında kaldığı anlaşılmakla davanın reddine karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Dava, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5.6. maddesi uyarınca, taşıta, sigortalı veya fiillerinden sorumlu bulunduğu kimseler veya birlikte yaşadığı kişiler tarafından kasten verilen zararlar ile sigortalının fiillerinden sorumlu olduğu kimseler veya birlikte yaşadığı kişiler tarafından sigortalı taşıtın kaçırılması veya çalınması nedeniyle meydana gelen zararlar teminat dışıdır.
Somut olayda, aracı kullanan …., sigortalının birlikte yaşadığı ve eylemlerinden sorumu olduğu kişi olmadığından, Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5.6. maddesinin uygulanma olanağı yoktur. Bu nedenle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2- 2918 sayılı KTK.’nun 48. maddesinde, alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir.
Karayolları Trafik Yönetmeliğinin, “Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı” başlıklı 97. maddesinde, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra, konu ile ilgili olan “b-2” bendinde, “alkollü içki almış olarak kandaki alkol miktarına göre araç sürme yasağı kenar başlığı altında; alkollü içki almış olarak araç kullandığı tespit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0.50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları açıklanmıştır.
Ayrıca, Motorlu Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5.5. maddesinde; taşıtın, uyuşturucu maddeler veya Karayolları Trafik Kanunu uyarınca yasaklanan miktardan fazla içki almış kişiler tarafından kullanılması sırasında meydana gelen zararların sigorta teminatı dışında olduğu belirtilmiştir.
Bununla birlikte, Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5.5. maddesinin dayanağını teşkil eden KTK.’nun 48. maddesinin yasaklamayı düzenleyen ilk fıkrasında, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli araç sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaklanmış olup, aynı maddenin 2. fıkrasındaki yönetmelik düzenlenmesine olanak tanıyan hükümde, yasaklama yetkisi yönetmeliğe bırakılmış olmadığından, Karayolları Trafik Yönetmeliğinin
97.maddesinde, yukarıda anılan yasa hükmü tekrarlandıktan ve müteakip, uyuşturucu veya keyif verici maddeler ile alkollü içkilerin oranlarının ne şekilde saptanacağı belirlendikten sonra, yasada yer alan hükmü dikkate almadan salt 0.50 promilin üstünde alınan alkol miktarına göre araç kullanma yasağı getirilmesinin yasal dayanağı bulunmadığından geçersizc bulunmaktadır. Geçersiz yönetmelik hükümlerinin yasaya aykırı bir şekilde genel şart olarak kabulü de mümkün değildir.
O halde, hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü TTK.’nun 1281. maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir.
Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurlarında olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin saptanması durumunda, oluşan hasar poliçe teminatı dışında kalacağından davanın reddine, aksi halinde kabulüne karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir. (YHGK 23.10.2002 gün ve 2002/11-768-840; YHGK 7.4.2004 gün ve 2004/11-257-212; YHGK 2.3.2005 gün ve 2005/11-81-18; YHGK 14.12.2005 gün 2005/11-624-713 sayılı ilamları)
Somut olayda, sürücü … 16.03.2008 tarihinde jandarmada verdiği ifadesinde, olay günü iki adet bira içtiğini, alkolün ve yediği cipslerin midesini bozması nedeniyle ayakta durmakta zorlandığını, otomobile yaslandığını ve kendini iyi hissetmediğini, bu andan itibaren neler olduğunu hatırlamadığını, aracın hangi koltuğunda oturduğunu, aracı kullanıp kullanmadığını ve kaza anını hatırlamadığını bildirmiştir. Her ne kadar, yargılama sırasında alınan bilirkişi kurulu raporunda, sürücünün aldığı 0.58 promil alkolün kazanın oluşumunda münhasıran etkili olma-
dığı belirtilmiş ise de rapor yukarıda açıklanan ilkeler karşısında hüküm kurmaya elverişli değildir.
Bu durumda mahkemece, sürücünün beyanları da dikkate alınarak, iki nörolog doktor ve bir trafik kusur uzmanı bilirkişiden oluşturulacak yeni bir bilirkişi kurulundan, kazanın münhasıran alkolün etkisiyle meydana gelip gelmediği, alkol dışında başka etkenlerin de rol oynayıp oynamadığının tespiti yönünden ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli değildir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına, (2) nolu bentte açıklanan nedenle taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün taraflar yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı ve davalıya geri verilmesine 20.2.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.