Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2011/7557 E. 2011/8899 K. 10.10.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/7557
KARAR NO : 2011/8899
KARAR TARİHİ : 10.10.2011

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı (alacaklı) vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı (3.kişi), davalı alacaklı tarafından dava dışı borçlu aleyhine Kastamonu 1.İcra Müdürlüğünün 2010/1644 ve 2010/1645 sayılı dosyalarından yürütülen takipte, 22.3.2010 tarihinde uygulanan haciz işleminde borçlu ile ilgisi bulunmayan ve kendisine ait olup, borçlu şirkete kiraya verdiği menkullerin haczedildiğini ileri sürerek, haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece; takip tarihinden önce borçlu şirket tarafından 20.11.2009 tarihinde davacı 3.kişiye satılan dava konusu mahcuzların daha sonra noterden düzenlenen 09.12.2009 tarihli makine kira sözleşmesi gereğince 3.kişi tarafından borçlu şirkete kiralandığı ve davanın haklı olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmiş, hüküm davalı (alacaklı) vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık 3.kişinin İİK’nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak açtığı istihkak davasına ilişkindir.
Dava konusu taşınır mallar 22.3.2010 tarihinde, borçlulara ait olan, takip dayanağı kredi sözleşmesinde ve takip talebinde gösterilen, borçlulara ödeme emrinin tebliğ edildiği adreste, aynı zamanda borçlu şirket ortağı da olan borçluların huzurunda haczedilmiştir. Davalı alacaklı banka tarafından borçlulara gönderilen 22.7.2009 tarihli ihtarname de haciz yapılan adreste borçlulara tebliğ edilmiştir. Buna göre, İİK’nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesi borçlu dolayısı ile davalı alacaklı yararınadır. Bu yasal karinenin aksinin davacı 3.kişi tarafından kesin ve güçlü delillerle ispatlanması gerekmektedir.
Dosyadaki bilgi ve belgelere göre, takip konusu borç 29.4.2008 tarihli genel kredi sözleşmesinden kaynaklanmaktadır.
Davacı 3.kişinin ibraz ettiği ve borçlu şirkete ait menkullerin 3.kişiye satışına ilişkin 20.11.2009 tarihli fatura ile satışa konu menkullerin kısa süre içinde, bu defa, 3.kişi tarafından borçluya kiralanmasına ilişkin belgeler, borcun doğumundan sonraya ilişkin ve her zaman düzenlenmesi olanaklı belgeler niteliğinde olup, borçlu ile 3.kişi arasında muvazaaya dayalı ve alacaklıdan mal kaçırmaya yönelik devirler yapıldığını gösterir. Bu nitelikteki devirlerin alacaklının haklarını etkilemeyeceği ve bu belgelerle 3.kişi tarafından yasal mülkiyet karinesinin aksinin kesin ve güçlü delillerle ispat edildiğinden söz edilemez.
O halde, açıklanan bu maddi ve hukuki olgulara göre, mahkemece davanın reddine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ; Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı (alacaklı) vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 10.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.