YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/7885
KARAR NO : 2013/9893
KARAR TARİHİ : 24.06.2013
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili ve davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı … Şirketine zorunlu trafik sigortalı, davalı … Sigorta AŞ’ye ihtiyari mali sorumluluk sigortası ile sigortalı olan üzerinde beton pompası bulunan kamyondan, inşaat sahası içerisinde beton boşaltımı esnasında meydana gelen kaza sonucu işçi …’ın vefat ettiğini, …’ın mirasçılarına müvekkili şirket tarafından 65.000,00 TL ödeme yapıldığını, buna karşılık mirasçıların kaza nedeniyle davalılara yönelik doğmuş ve doğacak tüm alacak ve haklarını müvekkil şirkete devir ve temlik ettiklerini belirterek poliçe limitlerine göre, 40.000,00 TL’sinin davalı …’nden, 20.000,00 TL’sinin davalı … Sigorta AŞ’den olmak üzere toplam 60.000,00 TL tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekilleri, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davanın kabulü ile 59.327,96 TL alacağın, 40.000,00 TL’sinin davalı …’nden, 19.327,96 TL’sinin ise davalı … Sigorta AŞ’den olmak üzere davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, davalı … Şirketinden tahsiline karar verilen 40.000,00 TL’nin 5.100 TL’sine 10.08.2005 ödeme tarihinden itibaren, bakiye kısma 23.02.2010 ıslah tarihinden itibaren ticari faiz yürütülmesine, davalı … Sigorta AŞ’den tahsiline karar verilen 19.327,96 TL’nin 5.100 TL’sine 10.08.2005 ödeme tarihinden itibaren, bakiye kısma 23.02.2010 ıslah tarihinden itibaren ticari faiz yürütülmesine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ve davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, vefat edenin hak sahiplerine yapılan destekten yoksun kalma tazminatı ödemesinin rücuan tahsili istemine ilişkindir.
Bir rizikonun meydana getirdiği zararın sigorta kapsamına girebilmesi için, o rizikonun motorlu araç tarafından karayolunda meydana getirilmiş olması zorunludur. Karayolları Trafik Kanunu’nun tanımlarla ilgili 3. maddesinde, karayolu; trafik için kamunun yararlanmasına açık olan arazi şeridi, köprüler ve alanlar olarak tanımlanmıştır. Aynı Yasa’nın 2/2. maddesinde, aksine hüküm bulunmadığı hallerde, karayolu dışındaki alanlardan kamuya açık alanlar ile park, bahçe, park yeri, garaj yolu ve eşya terminali, servis ve akaryakıt istasyonlarında karayolu taşıt trafiği için faydalanılan yerler ile erişme kontrolü kara yollarının kamuya açık kesimlerinde ve belirli bir karayolunun bağlantısını sağlayan göl ve akarsular üzerinde kamu hizmeti gören araçların, karayolu araçlarına ayrılan kısımları da bu yasa uygulaması bakımından karayolu olarak kabul edilmiştir.
Somut olayda, kazanın meydana geldiği yer inşaat sahasıdır, bu nedenle rizikonun teminat dışında kaldığı savunulmuş ise de, mahkemece bu savunma üzerinde durulmamıştır.
O halde mahkemece, yukarıdaki açıklamalar ışığında, kaza yerinin kaza tarihi itibariyle karayolu sayılan bir yer olup olmadığı, bu suretle rizikonun teminat kapsamında kalıp kalmayacağı, gerektiğinde keşifte yapılarak saptanarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekili ve davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden taraflara geri verilmesine 24.6.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.