Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2011/8168 E. 2012/1910 K. 21.02.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/8168
KARAR NO : 2012/1910
KARAR TARİHİ : 21.02.2012

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, müvekkiline ait aracın davalı şirkete kasko sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, aracın önünde seyreden diğer araca çarpması nedeniyle hasarlandığını, hasar bedelinin sigorta şirketi tarafından ödenmediğini belirterek 8.600 TL tazminatın avans faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, kaza ile hasarın uyuşmadığını, aracın daha önce aynı şekilde kaza geçirerek hasarlandığını, çıkma parçalarla tamir edildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davacıya ait araçta meydana gelen hasar ile kazanın uyumsuz olduğu, davacının kasko sigorta teminatından yararlanamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
TTK.nun 1269.ncu maddesi uyarınca, malı rehin alan kimse sıfatıyla o mal üzerindeki menfaatini kendi adına sigorta ettirebileceği gibi aynı yasanın 1270.unci maddesi hükme gereğince bir başkasının da rehin konusu malı rehin alan hesabına ve onun lehine sigorta ettirmesi mümkündür. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 879.maddesi gereğince, sigorta tazminatının öncelikle rehin hakkı sahibine verilmesi veya açık muvafatının alınması gerekmektedir.

Somut olayda, dain mürtehin sıfatı bulunan ve menfati olan dava dışı bankadan, dava açmaya ve tazminatın davacıya ödenmesine muvafakatı olup olmadığı konusu araştırılmamıştır.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş, dava dışı bankadan, davanın açılmasına ve tazminatın davacıya verilmesine muvafakati olup olmadığı konusu araştırılmalı, muvafakati sağlandığı takdirde yargılamaya devam edilerek davanın sonuçlandırılması, aksi halde davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli değildir.
2- Kabul şekline göre: TTK.nun 1282. maddesi uyarınca sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi, aynı yasanın 1281. maddesine göre kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın da sigortacı tarafından kanıtlanması gerekir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de, sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartları’nın A.5 maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir. Ancak sigortalı Kasko Poliçesi Genel Şartlarının 1.5 maddesi ve TTK. 1292/3. maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan rizikonun teminat içinde imiş gibi ihbar ederse ispat külfeti yer değiştirip oluşan rizikonun teminat içinde kaldığını ispat külfeti sigortalıya geçer.
Davacı tarafından dava konusu kazaya ilişkin olarak düzenlenen trafik kazası tespit tutanağı ve diğer belgelerin davalı … şirketine bildirilmesinden sonra davalı … şirketi tarafından sigorta teminatının ödenmemesi üzerine işbu dava açılmıştır. Davalı vekili, aracın daha önce karıştığı kaza nedeniyle çıkma parçalarla onarımının yapıldığını, aynı yerden hasarlanmış gibi gösterildiğini iddia etmiştir. Bu konudaki ispat külfeti M.K.’nun 6 ve TTK.nun 1281/2.maddeleri uyarınca davalı … şirketine aittir. Kazadan sonra düzenlenen kaza tespit tutanağında kazaya üç aracın karıştığı davacıya ait aracın önünde seyreden dava dışı araca çarptığı, öndeki aracında belediyeye ait araca çarptığı belirtilmiştir. Ekspertiz raporunda kaza ile hasarın uyumlu olduğu aracın onarımında çıkma parçalar
kullanıldığının tespit edildiği ve onarım ve kontrollerinin yapıldığı belirtilmiştir.
Kaza tespit tutanağının aksi ispat edilene kadar geçerli resmi belge niteliğindedir. Davalı vekili kazanın gerçek olmadığını belirtmiş ise de delil olarak sigorta şirketi tarafından alınmış tek taraflı delil niteliğinde bulunmayan beyanlara dayanmış, tutanak içeriğinin aksini ispata yarar somut deliller ileri sürmüş değildir. Ayrıca davacı sigortalının rizikonun gerçekleşme şeklini kasten ve iyiniyet kurallarına aykırı şekilde bildirdiği sabit olmamıştır.
Açıklanan nedenle mahkemece kaza tespit tutanağının aksinin ne şekilde kanıtlanmış olduğu, rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetinin kasten yerine getirilmediği veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu teminat içinde imiş gibi ihbar edildiği ve ispat yükünün yer değiştirdiği, resmi belediye aracının da karıştığı ve kaza tespit tutanağı düzenlemiş olan olayın gerçek olmadığının ne şekilde kanıtlandığı belirtilmeden yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile usul ve yasaya aykırı bulunan hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 21.2.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.